Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
ÇOCUK GELİŞİMİNDE BABA FAKTÖRÜ
23/01/2021

 

Aile, sürekli değişim içinde olan bir kurum olarak karşımıza çıkar ve toplumsal rol dağılımlarının merkezini oluşturmaktadır. Kadınlık ve erkeklik rolleri, ailede başlamakta ve mevcut toplumsal kalıplar içinde sürekli yeniden üretilmektedirler.

Çocuk eğitimi sadece anneye bırakılmamalı baba da çocuğun doğumundan, hatta öncesinden itibaren çocuğun yetiştirilmesi anlamında sorumluluklarını yerine getirici eylemler içerisinde bulunmalıdır. Çocuk eğitiminde anne ve babalara düşen görevlerin yarı yarıya olduğunu vurgulayarak bu görevin çok önemli ve ağır bir görev olduğu belirtilmektedir.

Etkileşim, babanın çocukları ile bire bir, yani doğrudan etkileşimde bulunması, ulaşılabilirlik, babanın ihtiyaç duyulduğunda çocukları için ulaşılabilir durumda olması (çocuklar kendi odasında, anne baba ise mutfakta) ve sorumluluk ise babanın çocuğunun refahı, mutluluğu ve bakımı ile ilgili sorumlulukları üstlenmesidir. Baba katılımının olduğu çocuklarla baba katılımı sağlanmayan çocukların karşılaştırmasında baba katılımı olan çocukların temel 33 zihinsel ve akademik beceriler ve dil becerileri ile psikososyal uyum ve bağımsız davranabilme becerileri açısından daha iyi geliştiklerini, daha olumlu baba-çocuk diyaloğu kurduklarını ve davranışsal sorunların daha az ortaya çıktığına değinilmektedir.

Yirminci yüzyılın son bölümünde babalık kültürü kavramı değişerek ve genişlemiş ve babanın rolü uzak ya da çevresel bir figürden çocuk hayatının merkezinde ve önemli bir mevcudiyete doğru kaymaktadır. Çocukların çoğunun hayatlarında bir baba ya da baba figürü olduğu düşünüldüğünde, baba-çocuk ilişkisinin 24 incelenmesi önemli olmaktadır. Bu duruma özellikle modernleşme ile gelen annenin de iş hayatında aktif bir ol alması ve dolayısıyla aile içi roller bakımından kadın ve erkek eşitliliğinin ortaya çıkması sebep olmaktadır. Baba katılımı ve babaların çocuklarla etkileşimlerinin tarzı, annelerin çocuklarla olan ilgisinden farklı olsa da pozitif baba-çocuk ilişkilerinde yer alan süreçler, pozitif anne-çocuk ilişkilerinde bulunanlara çok benzemektedir.

Babalık kavramını değiştiren ve babanın, çocuk eğitimi üzerindeki alaka ve ilgisini arttıracak çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bunlar kadının tam gün çalışması, çalışan anne sayısında artış olması, ekonomik alanda ve standart ev hayatında yaşanan değişimlerin kadın ve erkek rollerine etki etmesidir. Özellikle batı ülkelerinde çok sayıda dul veya boşanmış erkeğin tek başına çocukların eğitim ve bakımlarını üstlenmeleri, geleneksel aile yapılarının çekirdek aile haline gelmesi ve çekirdek aileler içerisinde kişilere düşen sorumluluk ve rollerin değişmesi gibi etmenler sayılabilir.

Çocuğun kişilik gelişiminin sağlıklı olabilmesinin temel şartı, çocuğa anlayış, destek ve sevgi sağlanan bir ortamın olmasıdır. Çocuğun yalnızca bu tarz bir ortamda, aşılması gereken dönemleri bütünleyerek kendisini geliştirdiğini ve gerektiği zaman da ebeveynlerinden koparak geniş toplum grubunda yer aldığı söylenmektedir.

Geçmiş yıllarda, erkekler çocuk bakımında aktif rol almamaktadırlar. Ancak bu durumun değişmeye başladığı görülmektedir. Babaların değişen rolleriyle birlikte toplumsal algı babalığa olan ilgiyi arttırmaktadır Babalar ayrıca çocuklarıyla birlikte aktif, fiziksel katılım yoluyla zaman harcamakta ve bu deneyimler duygusal bağlantılar için fırsatları teşvik etmektedir. Bununla birlikte çocukların bilişsel gelişiminde baba katılımının rolü oldukça fazladır. Baba katılım düzeyinin yüksek olduğu durumlarda çocukların daha iyi problem çözme mekanizmalarına sahip olduğu, sözel zekasının daha iyi düzeyde olduğu ve dolayısıyla bu çocukların daha iyi bir akademik performans sergiledikleri görülmektedir.

Bebeklik döneminden itibaren aslında çocuğun duygusal gelişiminde ebeveynlerle kurduğu iletişim oldukça önemlidir. Araştırmalar da göstermektedir ki bebek yalnızca annesine yönelik duygusal ilgi ihtiyacı değil aynı zamanda babasına yönelik de duygusal ilgi ihtiyacı içerisinde olmaktadır. Dolayısıyla, baba katılımı çocuğun duygusal gelişiminde de oldukça önemli bir yere sahiptir. Baba katılımının yüksek olduğu durumlarda çocukların empati kurabilme becerilerinin ve iç denetim odaklarının daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte baba çocuğun sosyal gelişiminde oldukça önemlidir.

Çocukluk dönemindeki baba katılımı ve dolayısıyla baba ile kurulan sağlıklı iletişim çocuğun ilerleyen yıllarda da yaşamını oldukça önemli düzeyde etkilemektedir. Çocukluk döneminde yüksek kalitedeki baba katılımı, daha yüksek istihdam oranlarını, daha sağlıklı ilişkileri ve çocuğun erişkinliğe iyi giden diğer olumlu yaşam özelliklerini desteklemektedir. Aslında baba-çocuk ilişkisi yalnızca çocuğun babası ile aktiviteler yaparak oyun oynamasından değil yaşamın ilk yıllarından itibaren baba katılımının kalitesinden de etkilenmektedir.

Her ne kadar anneler, daha önceki zamanlara kıyasla çocuklarıyla daha fazla zaman harcamaya ve daha yakın ilişkiler kurmaya eğilimli olsa da babalar artık çocuk yetiştirme süreçlerinde daha aktif olarak yer alma eğilimindedir. Günümüzde, ailede ekmek kazanan kişi rolü her iki partner tarafından yaygın olarak 29 paylaşılmaktadır ve dolayısıyla babaların çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmeleri, daha erişilebilir olmalarını ve aile sisteminde çocuk bakım sorumluluklarını yerine getirmeleri beklenmektedir.

Destekleyici babalar kızlarının ellerinden gelenin en iyisini yapmalarını ve kendileri için yüksek hedefler koymalarını beklemektedir. Ancak kızlarda başarısızlık görülürse, bu babalar destek vermekten çekinmezler. Destekleyici babaların yetiştirdiği kızlar genellikle yetişkinlik döneminde kendi kararlarını alabilen ve bireyselleşebilmiş kişilerdir. Bu kişiler, babalarını korumak ve onlara uyumlu olabilmek için davranışlarını veya hedeflerini şekillendirmek zorunda değildir. Destekleyici babaları olan kız çocukları, kendileriyle ilgili daha olumlu düşünmeye, zorlu mesleklere devam etmeye ve başarıyı öngörmeye elverişli olmaktadır. Buna karşılık, kontrolcü babaları olan bazı kız çocukları da kısıtlayıcı kuralların olduğu bir ilişkiyi tecrübe etmektedirler. Bu babalar kızlarını desteklemelerine ve bağımsız olgun yetişkin olmalarını istemelerine rağmen kızlarının bağımsızlığına sınır koymaktadırlar. Zaman zaman bu kız çocukları sevildiğini, ancak bebekleştiğini bildirmektedir.

Kayıp babalar, çocuklar daha küçükken (yaklaşık olarak doğumdan 10 yaşına kadar) ölüm, boşanma veya iş talepleri nedeniyle evden ayrılan babalardır. Bazı kızlarda, babaların yoklukları duygusal olarak değil mantık çerçevesinde rasyonelleştirilmektedir. Kardeşler, büyükanne ve büyükbabalar ve geniş aile üyeleri bir destek 33 ortamında etkileşime girmektedirler. Bu desteğe rağmen bu tür kadınlar genel olarak karşı cinsle girdikleri ikili ilişkilerde karşı cinse karşı güven duymamakta veya düşük seviyede güven duymaktadırlar.

Duygusal erişilebilirlik, ebeveynle ilişkili destekleyici, cevap verici, hassas gibi bir dizi özelliğe sahip duygusal bağ bütünüdür. Duygusal erişilebilirliğin yapılarının ampirik ve teorik olarak çocuğun bağlanma düzeyiyle önemli düzeyde ilişkili olduğu ortaya çıkarılmaktadır. Dolayısıyla, ebeveyn erişilebilirliği çocuğun güvenli bir bağ kurmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Baba olma düşüncesi ile ilgili hazır bulunurluk yani planlı bir hamilelik babalar açısından olumlu bir ebeveynlikle sonuçlanırken, plansız ve erken bir zamanda baba olan ve kendisini baba olmaya hazır hissetmeyen erkekler çocuğu kendi hayatında bir engel olarak düşünebilmekte, bu durumun da olumsuz babalık tecrübelerine yol açabileceği belirtilmektedir.

Baba katılımını etkileyen faktörlerin baba ile ilgili olanlarından bir diğeri babanın kendisini çocuk bakımı konusunda yeterli ve becerikli görmesi, babalıkla ilişkili olarak yaşayabileceği sorunları çözebileceği hususunda kendine güvenmesidir. Babalar kendilerini yeterli bir ebeveyn olarak gördüklerinde çocuklarının bakımında daha fazla rol oynamakta, yeterlilik hissetmediklerinde ve yapamayacaklarını düşündüklerinde ise katılmak istemelerine rağmen vazgeçtiklerini belirtmektedirler.

KAYNAKÇA

Amato, P. R., & Rivera, F. (1999). Paternal involvement and children’s behavior problems. Journal of Marriage and the Family, 61 (2), 375 – 384.

Easterbrooks, M. A., & Goldberg, W. A. (1984). Toddler development in the family: Impact of father involvement and parenting characteristics. Child Development, 55(3), 740–752.

Lamb, M. E., & Lewis, C. (2013). Father-child relationships. In N. J. Cabrera & C. S. Tamis-LeMonda (Eds.), Handbook of father involvement: Multidisciplinary perspectives (p. 119–134). Routledge/Taylor & Francis Group.

Onur H. ve Koyuncu B. (2004). “Hegenomik” erkekliğin görünmeyen yüzü: sosyalizasyon sürecinde erkeklik oluşumları ve krizleri üzerine düşünceler. Toplum ve Bilim Dergisi, 101, 31-49.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



343 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı