Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU
07/03/2021

 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bir veya daha fazla travmatik olaya maruz kalma, bir yakının başına geldiğini öğrenme ya da olayın ayrıntılarıyla yineleyici ve yoğun biçimde karşı karşıya gelme sonucu görülen yoğun belirtiler grubunu içeren bir tanı olarak tanımlanmaktadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 1980 yılında DSM-III ile birlikte ilk kez tanımlanan psikolojik bir durumdur. Bu tanım, travmatik olaylara maruz kalmış bazı bireylerde belirli bir psikolojik fenomenoloji kalıbının ortaya çıktığı kanıtlarına dayanmaktadır. Travmatik olaylar insanların korku, dehşet ve çaresizlik tepkileri ile karakterize edilen yaşam stresinin diğer biçimlerinden farklı bir nitelik taşımaktadır. Zihinsel sağlık alanında bir tanı olarak TSSB'nin önemi, bireyin psikolojik bozukluğunda önemli bir nedensel faktör olarak dış ortamın etkisini kavramış olmasıdır. Travmatik olayın yani dış ortamın nedensel rolünün kabulü ve tanı ölçütlerine dahil edilmesi TSSB'yi DSM-III'ün diğer bozukluklarının çoğundan ayırmaktadır.

Günümüzün TSSB tanımı, bilgi işleme süreçlerine dayanan Horowitz’in “İki Faktör Modeli”nden ilham almaktadır. Bu modele göre bireyler, travmatik olayın ardından rahatsızlık verici düşünceler ve duyguların istilasına uğradığı için bu durumun etkisinden uzaklaşmak adına kaçınma davranışları sergilemektedir. Bu tanıdaki temel klinik özellikler, 1 aydan uzun süren, aşırı uyarılmışlık durumu (örneğin öfke patlamaları, abartılı irkilme tepkileri, odaklanma güçlükleri), strese neden olan olayla ilgili istenç dışı gelen belirtiler (örneğin anılar, düşler, olayın yeniden oluyormuş gibi yaşantılandığı çözülme tepkileri), olayın hatırlatıcılarından kaçınma, olaydan sonra başlayan ya da kötüleşen olaya ilişkin bilişler ve duygudurumda olumsuz değişiklikler (örneğin kendine ve dünyaya ilişkin abartılı olumsuz inanış ve beklentiler, süreklilik gösteren olumsuz duygudurum, etkinliklere ilgide azalma, yabancılaşma duyguları) olarak belirlenmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun belirli bir nüfüsta görülme yaygınlığı, o toplumdaki stresörlerle uyumluluk göstermektedir. TSSB her yaştaki birey için bir tehlike olabilmekle birlikte daha ziyade genç erişkinlerin yaşadığı bir sıkıntı olmaktadır. Yapılan epidemiyolojik bir çalışmada, TSSB’nin hayat boyu görülme sıklığı cinsiyete göre farklılaşmış olup, kadınlarda %1-3 iken erkeklerde %0,5 olarak rapor edilmektedir. Erkekler de savaş ile ilişkili olaylar en büyük etken olarak rapor edilmekteyken, kadınlarda ise bu durum daha çok fiziksel saldırılar olmaktadır.

Bunlara ek olarak travmatik bir olay deneyimleyen bireylerin ortalama %18’i uzun sürede kronik TSSB geliştirdikleri ifade edilmektedir. Türkiye’de TSSB yaygınlığı ile ilgili pek çalışma olmamakla birlikte, Kuğu ve Akyüz (2002), Marmara depremi sonrası yapmış oldukları araştırmada depremzedelerde TSSB geliştirme oranını %56-77 olarak elde edilmiştir. Travmatik olay türüne göre görülme sıklığına bakıldığında; doğal afet yaşamış kişilerin %3’ünde, Vietnam savaşına katılanların %30’unda, ölümcül yaralanmalardan sağ kalanların %30’unda TSSB ortaya çıkarken, hastalığın subklinink formunu gösteren kişilerin oranı ise %25 olarak belirtilmektedir. TSSB görülme sıklığını travmayı kişinin kendisinin deneyimlemesi, travma şiddeti ve süresi gibi değişkenlerin artırdığı belirtilmektedir.

Travmanın öznel bir tecrübe olduğunu ve her bireyin yaşanan olayı farklı algıladığı bilinmektedir. Yaşanan olayın kişide travmatik bir etki yaratabilmesi için, olayı algılayış biçimine bağlı olarak hayatını, duygularını, düşüncelerini olumsuz etkilemiş olması gerekmektedir. Kişide TSSB’nin ortaya çıkma olasılığını stres kaynağı da etkilemekte, aynı olayı yaşayan herkeste TSSB görülmeyebilmekte yani kişi için olayın öznel bir anlamının olması gerekmektedir. Araştırmalar, TSSB’nin ortaya çıkmasında ve travmadan etkilenme düzeyinde bazı faktörlerin öneminden bahsetmektedir. Bu bozukluğun oluşumunda etnik, kültürel, psikolojik, fizyolojik, aile yapısı, sosyal durumlar ve kişisel özellikler risk faktörleri olarak ele alınabilmektedir. Çocuk ya da yaşlı olmak, daha önce bir travmatik yaşantıya sahip olmak, yardım-kurtarma çalışmalarına katılmak, yalnız yaşamak, aile desteğinin olmaması, psikiyatrik ya da fiziksel hastalık öyküsüne sahip olmak ve çocuklukta yaşanan istismar ya da travma yaşantısı da risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Bunlara ek olarak, travmatik olayın algılanan şiddeti, sosyal destek azlığı, içe dönüklük, yüksek nörotisizm, bireyin suçluluk duygusu, stresörün ani olması, alkol veya ilaç kötüye kullanım öyküsü TSSB görülmesini arttıran risk etkenleri arasında görüldüğünü destekleyen çalışmalar da bulunmaktadır. Çocukluk çağından ergenliğe geçişte TSSB geliştirme oranı artmakta, ergenlik dönemindekilerin orta yaş aralığındaki kişilere göre travmadan etkilenme riskinin daha fazla olduğu bilinmektedir. Bu duruma istinaden TSSB geliştirme bakımından ergenlik döneminin bir risk faktörü olduğunu söylemek mümkün olmaktadır. Ek olarak eğer travmatik olay doğal yoldan değil de insan eliyle meydana gelmişse TSBB yaşama riski, şiddeti ve süresi daha fazla olduğu bilinmektedir.

KAYNAKÇA

American Psychiatric Association. (1980). Diagnostic and statistical manual of mental disorders, DSM-III. Washington, DC.(3.edition)

APA (2013). Amerikan Psikiyatri Birliği Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı, 5. baskı (DSM-5). E. Köroğlu (Çev.). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Helzer, J.E., Robins ,L.N., McEvoy,L. (1987). Posttraumatic stress disorder in the general population. Findings of the epidemiologic catchment area survey. N. Engl. J. Med. 317, 1630-1634

Joseph, S., Williams, R., & Yule, W. (1997). Understanding post-traumatic stress. A psychosocial perspective on PTSD and treatment. New York: John Wiley & Sons.

Kaplan, H.I.(1998). Anxiety disorders. In:Kaplan and Sadock’s Synopsis of psychiatry. Mass Publishing Co. Egypt.581-628.

Kuğu, N., Akyüz, G. (2002). Doğal felaket deneyimleri ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu:Risk faktörleri ve yaygınlık. Yeni Symposium, 40, 24-28.

Özçetin, A., Maraş, A., Ataoğlu, A., İçmeli, C.(2008). Deprem sonrası gelişen travma sonrası stres bozukluğu ile kişilik bozuklukları arasında ilişki. Düzce Tıp Fakültesi Dergisi, (2):8-18.

Schroeder, P. (2000). Travma sonrası müdahale. Seminer Notları, Türk Psikologlar Derneği, Ankara.

Wastel, C. (2005) Understanding trauma and emotion: Dealing with trauma using an emotion-focused approach (1. baskı). Avusturalya: Allen & Unwin.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com

 



309 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı