Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
C KÜMESİ KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
23/05/2021

 

KAÇINGAN (ÇEKİNGEN) KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Kaçıngan kişilik bozukluğu olan kişilerde aşırı sosyal ket vurma ve içedönüklük görülmekte ve bu da yaşam boyu sınırlı sosyal ilişki ve sosyal etkileşime girme isteksizliği örüntüsünü doğurmaktadır. Eleştiri ve reddedilmeye aşırı duyarlı olmaları ve bu yöndeki korkuları nedeniyle insanlardan uzak kalmakta, yine de sevecenliği özlemekte ve genellikle yalnız olmakta ve sıkılmaktadırlar. Şizoid kişilerin aksine, kaçıngan kişilik bozukluğu olanlar yalnızlıklarından zevk almamakta, başka insanlarla rahat ilişki kuramamaları akut kaygıya neden olmakta ve düşük benlik değeri ve aşırı benlik bilinci buna eşlik etmektedir. Sonuç olarak da genellikle depresyon ortaya çıkmaktadır. Beceriksizlik ve sosyal açıdan yetersizlik, kaçıngan kişilik bozukluğundaki en baskın iki duygu olmaktadır. Buna ek olarak, bu bozukluğu olan insanlar birçok yeni durum ve duygu karşısında genelleştirilmiş çekingenlik ve kaçınma sergilemekte ve aynı zamanda zevk alma duygularında da eksiklik olmaktadır.

Şizoid kişilik bozukluğu olan yalnız kişi ile kaçıngan yalnız kişi arasındaki fark, kaçıngan kişilik bozukluğu olan bireylerin utangaç, güvensiz ve eleştiriye aşırı duyarlı olmaları, şizoid kişilik bozukluğu olan bireylerin ise kendini beğenmiş, soğuk ve eleştiriye görece kayıtsız olmalarıdır. Kaçıngan kişiliği olanlar kişiler arası teması arzulasalar da reddedilme korkusu nedeniyle bundan kaçınmakta, buna karşılık şizoid sosyal ilişkiler kurma isteğinden ve yeteneğinden yoksun olmaktadır. Bundan daha az belirgin olan diğer bir farklılık ise kaçıngan kişilik bozukluğu ile genelleştirilmiş sosyal fobi arasında görülmektedir. Bu iki bozukluk arasında önemli çakışmalar olduğu bilinmektedir.

Bazı araştırmalara göre kaçıngan kişiliğin kökeni, bebek ve çocuğu yeni ve karmaşık durumlar karşısında utangaç ve ketlenmiş kalmaya yönelten ve doğuştan gelen bir ‘ketlenmiş’ mizaç yapısından kaynaklanabilmektedir. Bir ikiz çalışmasında, kaçıngan kişilik bozukluğunda öne çıkan ayırıcı özelliklerde ortalama genetik etki bulunduğu ve kaçıngan kişilik bozukluğunda da sosyal fobide olduğu gibi, en azından kısmen, genetik incinebilirliğin söz konusu olduğu görülmektedir. Ayrıca, kaçıngan kişilik bozukluğunda öne çıkan olumsuz değerlendirme korkusu kısmen kalıtsal olmaktadır. İçedönüklük ve nörotisizm düzeyler de yüksek olmakta ve bunlar da kısmen kalıtsal olmaktadır. Bu genetik ve biyolojik temelli ketlenmiş mizaç, özellikle sevecen olmayan anne babaları tarafından duygusal taciz, reddedilme ve aşağılanmaya uğrayan çocuklarda kaçıngan kişilik bozukluğu yaratan bir diyateze neden olabilmektedir.

BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireylerde aşırı ilgilenilme gereksinimi görülmekte ve bu da kopamayan ve boyun eğen bir davranış örüntüsüne yol açmaktadır. Bu kişilerde aynı zamanda ayrılık olasılığına ya da bazen yalnızca tek başına kalma gerekliliğine karşı kendini yetersiz görmeden kaynaklanan akut bir korku gözlemlenmektedir. Bu bireyler genellikle yaşamlarını başkalarının çevresinde kurmakta ve bu insanların ilgisini yitirmemek için kendi gereksinim ve görüşlerinden feragat etmektedirler. Bu nedenle eş bulmada seçici davranmayabilmektedirler. Genellikle, desteklerini kaybetmekten korktukları için başkalarına gereğine uygun bir şekilde öfke gösterememekte ve bu da bağımlı kişiliği olanların psikolojik ya da fiziksel istismar olan ilişkilerden kopamayabilecekleri anlamına gelmektedir. Kendilerine güvenmedikleri ve çaresiz hissettikleri için, aslında iyi çalışma becerileri ve diğer yetenekleri gelişmiş olsa bile, fazlasıyla tavsiye ve güven verme olmaksızın basit, gündelik kararları almada bile büyük güçlük çekmektedirler. Kendi başlarına kalmak zorunda olmadıkları sürece iyi bir işleyiş sergileyebilmektedirler.

Tahminlere göre nüfustaki bağımlı kişilik bozukluğu oranı %1,5’tir ve kadınlar arasında, erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Bu cinsiyet farklılığı, tanı koymadaki cinsel yanlılıklardan değil, bağımlı kişilik bozukluğunda ön plana çıkan nörotisizm ve anlaşılabilirlik gibi belirli ayırıcı kişilik özelliklerine kadınlarda daha sık rastlanıyor olmasıdır. Bağımlı kişilik bozukluğu olan insanlarda eşzamanlı duygu durumu ve kaygı bozuklukları tanısına rastlanması oldukça sık rastlanan bir durum olmaktadır.

Bağımlı kişilik bozukluğunun bazı özellikleri borderline, histriyonik ve kaçıngan kişilik bozukluklarının özellikleri ile örtüşmekte, ancak farklılıklar da söz konusu olmaktadır. Örneğin hem borderline hem de bağımlı kişilik bozukluğunda terk edilme korkusu görülmektedir. Buna karşılık, genellikle yoğun ve fırtınalı ilişkiler yaşayan sınırda kişilik terk edilme gerçekleştiğinde boşluk ve hiddetli öfke hissederken, bağımlı kişilik başlangıçta boyun eğme ve yatıştırma tepkilerini gösterdikten sonra acilen yeni bir ilişki arayışına girişmektedir. Hem histriyonik hem de bağımlı kişiliklerde güvence ve onaylanma gereksinimi yüksek olmakta, anca histriyonik kişilik çok daha girişken ve gösterişli olmakta, dikkati etkin olarak talep ederken, bağımlı kişilik daha yüksek başlı olmakta ve kendini geri planda tutmaktadır. Bağımlı ve kaçıngan kişilikleri birbirinden ayırt etmek zor olabilmektedir. Bağımlı kişiler yalnız olduklarında kendilerini yetersiz hissettikleri ve ilgilenilme gereksinimi duydukları için ilişkilerden kopmada zorlanmakta, buna karşılık, kaçıngan kişiler ilişki kurmada güçlük çekmektedirler. Bunun sebebi, aşağılayıcı olacak eleştiri ve reddedilmeden korkuyor olmalarıdır.

Bağımlı kişilik bozukluğunda görülen nörotisizm ve anlaşılabilirlik gibi diğer bazı kişilik özellikleri de genetik nitelik sergilemektedir. Özellikle genetik temelli olarak bağımlı ve kaygılı olma eğilimindeki kişiler, otoriter ve aşırı korumacı (çocuğun özerklik ve bireyleşmesini desteklemeyen, bağımlı davranışı teşvik eden) anne babadan olumsuz etkilenebilmektedirler. Bu durum çocuğun kendi iyiliği için başkalarına bel bağlaması gerektiği ve tek başına yetersiz olduğu inancını doğurabilmektedir. Bu kişilerin temel uyumsuz şemaları zayıflık ve yeterlilik ve hayatta kalmak için başkalarına gereksinim duyma inançlarını içermektedir. Örneğin, ‘Tamamen çaresizim’ ve ‘Yanımda yeterli biri olmadıkça elimden bir şey gelmez’.

OBSESİF-KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Mükemmeliyetçilik, düzeni ve denetimi sağlama konusunda endişelenme obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) olan bireylerin karakteristik özelliğidir. Zihinsel ve kişiler arası denetimi endişeleri kısmen kurallara, düzene ve çizelgelere fazlasıyla dikkat etmeleri şeklinde kendini göstermektedir. Hata yapmamak için ellerindeki işe aşırı dikkatle yaklaşmakta, ancak genellikle önemsiz ayrıntılar üzerinde takılıp kaldıkları için zamanı kötü kullanmakta ve resmin bütününü görmekte daha fazla zorlanmaktadırlar. Bu mükemmeliyetçilik genellikle işleyişe sekte vurmakta ve ellerindeki projeyi asla tamamlayamamalarına yol açabilmektedir. Ayrıca zevk için yapılan etkinliklere hiç zaman ayırmayacak derecede kendilerini işe adama eğilimde olmakta ve rahatlayıp yalnızca eğlenmek için bir şeyler yapmakta zorlanmaktadırlar. Kişiler arası düzeyde ise görevleri başkalarına aktarma zorlanmakta ve oldukça katı, inatçı ve soğuk davranmakta ve dışarıdan da bu şekilde algılanmaktadırlar. Görevlendirme isteksizliğinin yanı sıra katılık ve inatçılığın OKKB’de en yaygın ve istikrarlı özellikler olduğu bilinmektedir.

OKKB olan kişilerde, I. Eksen Obsesif Kompulsif Bozukluğun aksine aşırı kaygı ve rahatsızlık kaynağı olan gerçek obsesyon ya da kompulsif ritüeller olmaması önemli bir noktadır. OKKB olan kişilerin yaşam tarzları aşırı itinalı, esnek olmayan, mükemmeliyetçi özellikler sergilemektedir. Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastaların yalnızca %20’sinde eş zamanlı OKKB tanısına rastlanmaktadır. Bu da aynı zamanda OKKB gösteren panik bozukluğu hastalarının oranından önemli bir farklılık teşkil etmemektedir.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun bazı özellikleri narsistik, antisosyal ve şizoid kişilik bozukluklarının özellikleriyle örtüşse de ayırt edici özellikler de söz konusu olmaktadır. Örneğin, narsistik ve antisosyal kişilik bozukluğu olanlar da OKKB’nin karakteristik özelliği olan başkalarına karşı cömert olmama özelliği sergileyebilmekte; öte yandan da bu kişiler kendilerini şımartmayı severken, OKKB olanlar kendilerine karşı da cömert davranma konusunda isteksiz olmaktadırlar. Ayrıca hem şizoid hem de obsesif kompulsif kişiliklerde belirli oranda resmiyet ve sosyal kopukluk olabilmekte, ancak şizoid kişilik yakın ilişki kurma kapasitesinden yoksun olmaktadır. OKKB olan kişi başkaları ile ilişki kurmakta zorlanmaktadır. Bunun nedeni kendini işine aşırı bir şekilde adamış olması ve duygularını ifade etmekte büyük bir zorluk çekiyor olmasıdır. OKKB özelliklerinde ortalama genetik etkiye rastlanılmaktadır.

OKKB olan bireylerde aşırı düzeyde itinalılık görülmekte ve bu da işe kendini aşırı adama, mükemmeliyetçilik ve aşırı denetleyici davranışlara yol açmaktadır. Ayrıca iddiacılık özellikleri (dışa dönüklüğün bir yönü) yüksek, uyum özellikleri (anlaşılabilirliğin bir yönü) düşük olmaktadır.

 

KAYNAKÇA

Beck, A. T., Freeman, E., & Associates (1990). Cognitive Therapy of Personality Disorders. London: The Guilford Press.

Bernstein, D., & Useda, J. D. (2007). Chapter 3: Paranoid personality disorder. In W. O’Donohue, K. Fowler, & S. Lilienfeld (Eds.), Personality disorders: Toward the DSM-5 (pp. 41–62). Los Angeles: SAGE Publications.

Grant, B. F., Hasin, D. S., Stinson, F. S., Dawson, D. A., Patricia Chou, S., June Ruan, W., & Huang, B. (2005). Co-occurrence of 12-month mood and anxiety disorders and personality disorders in the US: results from the national epidemiologic survey on alcohol and related conditions. Journal of psychiatric research39(1), 1–9.

McGlashan, T. H., Grilo, C. M., Sanislow, C. A., Ralevski, E., Morey, L. C., Gunderson, J. G., Skodol, A. E., Shea, M. T., Zanarini, M. C., Bender, D., Stout, R. L., Yen, S., & Pagano, M. (2005). Two-year prevalence and stability of individual DSM-IV criteria for schizotypal, borderline, avoidant, and obsessive-compulsive personality disorders: toward a hybrid model of axis II disorders. The American journal of psychiatry162(5), 883–889.

Lynam, D. R. y Widiger, T. A. (2007). Using a general model of personality to understand sex differences in the personality disorders. Journal of Personality Disorders, 21(6), 583-602.

Taylor, C. T., Laposa, J. M., & Alden, L. E. (2004). Is avoidant personality disorder more than just social avoidance?. Journal of personality disorders18(6), 571–594.

Widiger, T. A., & Bornstein, R. F. (2001). Histrionic, narcissistic, and dependent personality disorders. In P. B. Sutker & H. E. Adams (Eds.), Comprehensive handbook of psychopathology (3rd edn., pp. 509–531). New York: Kluwer Academic/Plenum Publishers.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com

 

 

 

 

 



213 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı