Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
YETİŞKİNLİĞE GEÇİŞ
30/05/2021

 

Geç-son ergenlikten 20’li yaşların ortalarına kadar olan dönem “yetişkinliğe geçiş dönemi” olarak adlandırılsa da bu dönemin başlangıç ve bitiş yaşları ile ilgili bilgiler çeşitlidir. Bununla birlikte her ne kadar yetişkinliğe geçiş; çeşitli disiplinlerce, kültürden kültüre, zamana ve kişiden kişiye farklı bir şekilde tanımlansa da literatür incelendiğinde bu döneme denk gelen yaşın genel olarak 18-25 yaş aralığı olarak değerlendirildiği görülmektedir.

Son yirmi yılda yetişkinliğe geçiş dönemi ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Bu çalışmalar; sosyolojik, antropolojik ve psikolojik alanlarda yapılan çalışmalar olmak üzere gruplandırılabilmektedir. Sosyolojik araştırmalar genel olarak; eğitimini tamamlama, çalışma hayatına atılma, kendine ait bir evi olma, evlenme, ebeveyn olma gibi rol değişimleri ve bu değişimlerin gerçekleşme yaşı üzerinde durmaktadır. Antropolojik araştırmalar ise özellikle batılı olmayan kültürlerde evliliğin ve ebeveyn olmanın önemi üzerinde durmakta ve ayrıca erkek çocukların erkekliğe ve yetişkinlik statüsüne ulaşmak için yerine getirmesi gereken görevler ve karşılaması gereken kriterler üzerinde de çalışmaktadır. Bu alandaki araştırmaların çoğu batılı olmayan kültürde evliliğin en önemli yetişkinlik göstergesi olarak değerlendirildiği belirtilmektedir. Psikoloji alandaki araştırmalar ise ağırlıklı olarak yetişkinliğe geçişin; bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutları üzerinde durmaktadır.

Bilişsel alandaki araştırmalara göre; ergenlik ve genç yetişkinlik birbirinden çok çeşitli şekillerde ayrılmaktadır. Ergenlik bilişsel bilgi ve becerilerin kazanıldığı bir dönemken, genç yetişkinlik bu bilgi ve becerilerin uygulamaya konulduğu bir dönemdir. Ergenlikten genç yetişkinliğe geçişte bireylerin bilişsel gelişimleri; katı gerçekliğe duyulan inançtan hiçbir şeye kesin olarak güvenilemeyeceğine dair bir göreceliliğe ve ayrıca kişisel değer ve yargılara verilen önemdeki artışa dair değişimler içermektedir. Kişinin bağımsızlık (otonomi) kazanması; anne babasından tamamen ayrılmayı değil onlarla eşit birer yetişkin olarak ilişki kurabilmeyi içermektedir. Yetişkinliğe geçisin davranışsal boyutunu ise; hız limitlerine uymadan araç kullanma, korunmasız cinsel ilişki kurma, sarhoş olma, yasadışı uyuşturucu madde kullanma, hırsızlık içeren suçlar işlemek gibi riskli davranışlardan uzak durma oluşturmaktadır.

Yetişkin olmanın benlik kontrolü ve sosyal normlara uyma ile gerçekleştiği belirtilmektedir. Türkiye nüfus ve sağlık araştırması ve 2011 yılı nüfus sayımı gibi çalışmalardan elde edilen demografik veriler, Türkiye`de hem kentsel hem de kırsal ortamlarda eğitimini tamamlama, evlenme, kalıcı bir iste çalışma, ana baba olma ve bunlarla bağlantılı olan diğer demografik özellikler ve geçişlerin 20 yıl öncesi ile karşılaştırıldığında ortalama 3-4 yıl ileriye doğru kaydığını göstermektedir. Türkiye’de 30 yaş sonrası ana babalığın artması önemli bir demografik değişime işaret etmektedir. Demografik özelliklerin değişimi ile bağlantılı olarak Türkiye’de en azından belirli bir kesimde beliren yetişkinliğin var olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki kırsal ve kentsel olası farklılıkların göz önünde bulundurulması önemlidir.

Yetişkinliğe geçiş, içerdiği sosyal rol değişimleri ve çoklu sayıdaki gelişimsel görevler ile yaşam dönemleri içerisinde oldukça kritik öneme sahip olmaktadır. Ergenlikten genç yetişkinliğe geçiş kişinin yetişkinlik hayatını biçimlendirecek kritik bir öneme sahip olmakta ve ergenlik döneminde duygusal problemleri olan bireyler yetişkinliğe geçiş sürecini sorunu olmayan akranlarına göre daha fazla zorlukla karşılaşarak geçirmektedir.

Bir kişiyi yetişkin yapan nedir? Yetişkinliğe geçişte bazı kriterler daha mı önemlidir? Kişi yetişkinlik unvanına ne zaman ulaşır ya da yetişkinlik unvanını nasıl kazanır? Kişinin kendisini yetişkin olarak adlandırması yaşa bağlı mıdır ya da kişinin kendisini yetişkin olarak hissetmeye başladığı bir an var mıdır? Yetişkinliğe geçişte önemli olan nedir? Yetişkinliğe geçişte toplumsal faktörler mi bireysel faktörler mi daha önemlidir? Ergen ne zaman yetişkin olur? Bu ve benzeri sorular yetişkinliğe geçiş dönemine ilişkin araştırmaların konusunu oluşturmaktadır.

Yetişkinliğin ve yetişkinliğe geçisin herkesçe ve her kültürde ayni şekilde anlaşılan bir tanımı bulunmamaktadır. Yetişkinliğe geçiş; ele alınışı ve değerlendirilişi açısından, çeşitli disiplinlerce, kültürden kültüre, kişiden kişiye farklı bir şekilde tanımlanmaktadır. Bu farklılıklar bize bireyin ne zaman yetişkin olduğuna ilişkin soruyu cevaplamanın oldukça zor olduğunu göstermektedir. Yetişkinliğe geçişin değerlendirilmesinde gelişimsel ve kurumsal olmak üzere iki ayrı kategoriden bahsedilebilmektedir. Gelişimsel geçiş; artan yeterlik, olgunlaşma ve sosyal değişimlerle ilişkili doğal bir süreçtir. Gelişimsel geçişlere kültürel normlar ve çeşitli ritüeller eşlik etmektedir. Kurumsal gelişim ise; kişinin bir kurumdan diğerine geçişi ile oluşan durum değişimini ifade etmektedir. Kurumsal gelişime bürokratik ve yasal kurallar aracılık etmektedir. Kişilerin yetişkinliğe geçiş sürecine ilişkin başlangıç yaşı farklılık göstermekle birlikte; süreç genellikle 16 ve 25 yaşları arasında gerçekleşmekte ve bu süreç içerisinde yer alan ergenliğe ilişkin görevler; bilişsel, ahlaki, fiziksel alanlarda ve aile ilişkilerinde gerçekleşmektedir.

Aile ilişkilerindeki karmaşık değişim; hem ergenin aileden bağımsızlaşmaya ilişkin duyduğu yoğun ihtiyacı hem de aileden gelen duygusal destek ve rehberliğe duyduğu ihtiyacı bir arada barındırmaktadır. Günümüzde ergenlerin çoğu fiziksel ve cinsel olarak yetişkin olmaya, psikolojik ve sosyal olarak yetişkin olmadan çok daha önce hazır olmaktadır. Yetişkinliğe geçiş dönemi; özellikle endüstrileşmiş toplumlarda çok fazla görevi içerisinde barındıran uzun ve karmaşık bir dönemdir. Yetişkinliğe geçiş döneminde kişilerin fiziksel performansı en üst seviyeye çıkmaktadır. Yüksekokula başlama, evlenme, bir iş bulma, evden ayrılma gibi pek çok önemli yaşam olayı genellikle bu dönemde gerçekleşmektedir. Bu dönemde genç birçok gelişimsel görevle baş başadır. Bunlar, benlik kavramını genişletme ve güçlendirme, kalıcı yakın ilişkiler geliştirme, özerklik kazanma, aileden bağımsızlaşma gibi görevlerdir. Bu görevlerin başarılması, gencin yetişkin rollerini özümsemesinde oldukça önemlidir. Ergenlikten yetişkinliğe geçiş süreci bir kimlik kazanımı ile toplumdaki ve ilişkilerdeki zamansal değişimlere uyum gösterebilmeyi gerektirmektedir.

Yetişkinliğe geçişe verilen önem, başlangıcına ve gelişimine ilişkin algılarda toplumsal ve kültürel farklılıklarla birlikte yetişkinliğe geçiş kriterlerine ilişkin değerlendirmeler zamana bağlı olarak da değişmektedir. Yetişkinliğe geçiş ayni toplumun farklı kesimlerinde bile farklılık gösterebilmektedir. Genel olarak kültür, tarihsel bir kökene dayanan değerler, inançlar, uygulamalar, simgeler, anlam sistemleri, diller ve eserlerin bütünüdür. Kültür ve zaman; yetişkinliğe geçiş sürecinde ülkeler arasında ve ülkelerin kendi içindeki bireylerin sürece ilişkin deneyimlerinde ve zamanlamalarındaki farklılıkların temelinde yer almaktadır.

Genç yetişkinliğe ulaşmanın bireysel ve kültürden kültüre farklılık göstermektedir.

Ergenlik aşamasından erken yetişkinlik (24-34) aşamasına geçiş, yasam süresince toplumda ve ilişkilerde meydana gelen değişikliklere etkili şekilde uyum sağlayabilecek bir kimlik oluşturulmasını içermektedir. Günümüzde özellikle endüstrileşmiş toplumlarda yetişkinliğe geçisin net, kesin ve tek bir tanımı olmadığı gibi, yetişkinliğe geçiş kriterlerinin ve anlamlarının ne olduğuna dair de üzerinde anlaşılmış net bir liste yoktur. Bu kriterler şu an belki de önceden hiç olmadığı kadar bireysellik içermektedir. Günümüzde artık ergen olmayan yine de tam olarak yetişkin de olmayan, kendisini bu şekilde değerlendirmeyen birey sayısı geçmişe oranla çok daha fazladır. Yetişkinliğe geçiş kriterleri biyolojik, sosyolojik, psikolojik ve yasal işaretler olmak üzere dört kategoride incelenebileceği belirtilmektedir.

20. Yüzyılla birlikte; çocukların çalışma koşullarına ilişkin düzenlemeler yapılmakta, zorunlu eğitim koşulu getirilmekte ve çocuk ölümlerinde ciddi bir düşüş gözlenmektedir. Bu gelişmeler çocukların sadece işgücü olarak değil, psikolojik olarak da değerli olduğu algısını beraberinde getirmektedir.

Kişilerin yetişkin olmasını sağlayan tekil bir deneyim ya da olaydan bahsedebilmek mümkün değildir. Yetişkin olmak birden çok olay, tecrübe ve yaşamsal durumun birikimi ile kişinin kendisini bir yetişkin olarak hissetmesi ve diğerlerinin de onu yetişkin olarak algılaması olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde özellikle gelişmiş toplumlarda genç insanların çoğu kendilerini yetişkin olarak görmemektedir. Yetişkinliğe geçiş sürecindeki çoğu birey bazı durumlarda ve bazı insanlarla birlikteyken yetişkin gibi hissederken bazı durumlarda ve bazı insanlarla birlikteyken yetişkin gibi hissetmemektedir. Genç insanlar işyerlerinde ya da romantik partnerleriyle birlikteyken yetişkin gibi hissedebildiklerini ancak ebeveynleri ile birlikteyken yetişkin gibi hissetmediklerini belirtmektedir.

Yetişkinliğe geçiş kriterlerinde yasal işaretler, diğer yetişkinlik kriterlerine ilişkin algılardaki bireyselliğe rağmen, kişinin algısından bağımsız olarak içinde yaşadığı ülkenin kanunlarına göre belirli bir kronolojik yaşa ulaşmış herkes için geçerlidir. Minimal farklılıklar dışında hemen hemen tüm gelişmiş toplumlarda belirli bir kronolojik yaş ile (18-21) kişilerin hukuki sorumlulukları yapılandırılmaktadır. Yetişkinliğe geçisin psikolojik ve sosyo-psikolojik belirleyicileri genellikle öznel ve içsel fenomenler üzerine odaklanmaktadır. Yani bireyin yetişkinlikle ilgili kendisini nasıl hissettiği belirleyici olmaktadır. Yetişkin kimliğine sahip olmak bir süreçtir. Günümüzde evlilik ya da ebeveyn olma gibi belirleyiciler yetişkinliği başlatan değil sonuçlandıran bir işlev üstlenmektedir. Bu duruma bireylerin yaşama ve kendilerine ilişkin içsel değerlendirmeleri, hayalleri, umutları, yaşamda ne yapmak istediklerine ilişkin düşünce ve duygularına önem vermeleri, bunlarla ilgili davranışlarda bulunmalarının etkisi fazla olmaktadır. Yine de bu psikolojik faktörlerin bazı durumlarda geleneksel faktörlerce kolaylaştırıldığı ifade edilmektedir. Yani birey bazı geleneksel rolleri üstlenmek yolu ile yetişkinlik statüsünü kazandığına inanabilmekte; düşünce, duygu ve davranışlarını buna göre düzenleyebilmektedir. Buna rağmen batılı kültürlerde ve endüstrileşmiş toplumlarda birçok birey evlenme ve ebeveyn olma yaşını geçmişe kıyasla daha ileri yaslara erteler görünmektedir.

 

KAYNAKÇA

Arnett, J., & Taber, S. (1994). Adolescence terminable and interminable: When does adolescence end? Journal Of Youth And Adolescence, 23(5), 517-537.

Atak, H., Tatlı, C., Çokamay, G., Büyükpabuşcu, H., & Çok, F. (2016). Yetişkinliğe Geçiş: Türkiye’de Demografik Ölçütler Bağlamında Kuramsal Bir Gözden Geçirme. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar - Current Approaches in Psychiatry, 8(22173), 204-227

Davis, M., & Vander Stoep, a. (1997). The transition to adulthood for youth who have serious emotional disturbance: developmental transition and young adult outcomes. Journal of mental health administration, 24, 400-427

Donovan, J., Jessor, R., & Costa, F. (1991). Adolescent health behavior and conventionality unconventionality: An extension of problem-behavior therapy. Health Psychology, 10(1), 52-61.

Frank, S., Avery, C., & Laman, M. (1988). Young adults' perceptions of their relationships with their parents: Individual differences in connectedness, competence, and emotional autonomy. Developmental Psychology, 24(5), 729-737.

Grotevant, H., Cooper, C., & Kramer, K. (1986). Exploration as a predictor of congruence in adolescents' career choices. Journal Of Vocational Behavior, 29(2), 201-215.

Settersten, R. A., Jr., Ottusch, T. M., & Schneider, B. (2015). Becoming adult: Meanings of markers to adulthood. Emerging trends in the social and behavioral sciences (pp. 1- 16).

Shanahan, M. J., Porfeli, E. J., Mortimer, J. T., & Erickson, L. D. (2005). Subjective Age Identity and the Transition to Adulthood: When Do Adolescents Become Adults? Chicago, IL, US: University of Chicago Press.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



201 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı