Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret1138355
Üyelik Girişi
Köşe Yazıları
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.356616.4221
Euro17.497917.5680
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
05/10/2021

 

Okuma bozukluğu olarak da bilinen disleksi, normal zekaya rağmen okuma problemi ile karakterizedir. Dislektik bireyler okuma esnasında birçok hata yapmaktadırlar. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

· Kelimeleri hecelemede zorluklar,

· Hızlı okumada zorluklar,

· Sesli bir şekilde okuma yapılırken kelimeleri yanlış olarak telaffuz etme,

· Okuma sırasında, kelimelere hece ya da harf eklemeleri ya da eksiltmeleri yapma,

· Satır atlama,

· Okuduğunu anlamada zorluklar.

Disleksi, özgül öğrenme güçlüğünün bir alt türüdür.

Özgül Öğrenme Güçlüğü

Özgül öğrenme güçlüğünün uzmanlarca farklı tanımları da bulunmaktadır. Özgül öğrenme güçlüğü, bireyin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen akranlarına göre okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarında yaşadığı zorluklar olarak tanımlanmaktadır.

Özgül öğrenme güçlüğü olan bireylerde sadece akademik konularda değil, aynı zamanda herhangi bir konuyu algılama, hatırlama ve bilgileri depolamada, kendini diğer bireylere karşı ifade edebilmede de sorunlar gözlemlenmektedir.

Öğrenme güçlüğü terimi ilk defa Amerikan Öğrenme Güçlüğü Derneği'nin kurucusu olan Samuel A. Kirk tarafından 1962 yılında kullanılmıştır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların yaşıtlarına göre zekâ ve 5 duyu açısından bir fark olmamasına rağmen konuşmada, okumada, matematik alanlarında ve sosyal iletişimde gelişimsel olarak yetersizlikler göstermektedir.

Öğrenme güçlüğünün sebebini beyindeki işlevsel bozukluklardan kaynaklanabilmektedir. Öğrenme güçlüğünü ise çocukların aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda zihinsel kapasitelerinin altında bir performans sergilemeleridir. Ayrıca sağır, kör, fiziksel engeli olan, duygusal olarak rahatsız, eğitim ve öğretim geriliği olan öğrenciler için farklı müfredatla eğitim verilmesi gerekmektedir. Özgül öğrenme güçlüğü bireyin yaşı, eğitim durumu ve zekâ düzeyine bakıldığında okuma, yazma ve matematik alanlarında yapılan standart testlerde beklenenin ciddi anlamda altında başarı göstermesidir.

Öğrenme güçlüğü, nedeni belli olmayan psikolojik ve nörolojik etmenlerin, bireyin akademik eğitiminde, dilde ve zihinsel sürecinde gelişiminin bozulmasıdır. Özgül öğrenme güçlüğü, zekası normal ya da normalin üstünde olan, psikolojik sorunu olmayan, herhangi bir beyin hasarı olmayan, dilin dört temel becerisinde, akıl yürütme, matematik becerilerinde güçlük yaşayan, sosyal etkileşim sorunları olan, yaşıtlarına göre eğitimde daha az başarı sağlayan bireylerdeki durum olarak tanımlanmaktadır. Bireyin zihin gelişiminin normal olmasına rağmen, akademik işlevlerde meydana gelen yapısal ve gelişimsel bir problemdir. Özgül öğrenme güçlüğü tanımlamasında okuma, yazma, matematik, konuşma ve dinleme becerilerindeki sorunlar haricinde heceleme ve dikkat sorunlarının da olduğu bilinmektedir.

Türkiye'de en kabul gören tanımlama:

· Zeka seviyesi normal ya da normalin üstünde olan,

· Primer psikolojik problemi olmayan,

· Herhangi bir beyin hasarı bulunmayan,

· 5 duyunun herhangi birinde bir problemi olmayan,

· Bireylerle iletişim kurmada sorun yaşayan,

· Dört temel dil becerisinde ve matematik becerisinde zorluklar yaşayan bireylerdeki durumdur.

Bu zamana kadar yapılmış tanımlamalarda birçok ortak nokta görülmektedir. Bunlar genel olarak; okuma, yazma, dinleme, düşünme, matematik alanlarında ve sosyal alanlardaki güçlüklerdir.

Özgül öğrenme güçlüğünün yaygınlık oranı %2 ile %10 arasında olduğu bilinmektedir. Fakat okul çocukları arasında yapılan araştırmada özgül öğrenme güçlüğünün yaygınlığının %5 ile %15 arasında olduğu belirtilmektedir.

Aritmetik güçlüğü olan, aritmetik ve okuma güçlüğü olan ve yalnızca okuma güçlüğü olan 9 ve 10 yaşlarındaki 1206 çocuk üzerinde epidemiyolojik bir araştırmada; aritmetik güçlüğüne sahip olan her iki grupta da kız ve erkek çocuklarındaki özgül öğrenme güçlüğünün görülme sıklığı eşitken okuma güçlüğü olan gruptaki özgül öğrenme güçlüğünün görülme sıklığı erkek çocuklarında kız çocuklara göre daha fazla bulunmuştur.  Okuma güçlüğünün görülme sıklığı erkeklerde kızlara oranla daha yüksektir.

Özgül öğrenme güçlüğünün ülkemizde görülme sıklığı %1 ile %30 arasındadır.

Ülkemizde özgül öğrenme güçlüğünün tanısı genellikle ilkokul 1. ve 2. sınıfta okuma ve yazmanın başlamasıyla konulmaktadır. Tanının geç konulması, özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların eğitimi açısından geç olabilmektedir. Bu durum da hem maddi hem de manevi açıdan aileyi ve çocuğu zora sokmaktadır. Manevi açıdan durumu değerlendirecek olursak, çocuk okulda uyum sorunları yaşayabilmekte, eğitim hayatında yaşıtlarına göre daha kötü bir performans sergilediği için okula karşı olan tutumu da negatif olabilmektedir. Bunun yanında eğitimcilerin de bu konuyu çok iyi bilmemesi sebebiyle bu çocukların eğitime geç alınması, çocukların akademik başarısını etkilemektedir. Hem ülkemizde hem de yurtdışında henüz okul öncesi dönemde ÖÖG tanısını koyan bir test geliştirilememiştir. Fakat okul öncesi dönemde ÖÖG belirtilerini gösteren çocuklar için erken müdahale programları geliştirilmiştir. Bu müdahalenin okul öncesi dönemde yapılması durumunda ise çocuğun gelecekteki akademik başarısına ve psikolojik durumuna olumlu etki etmesi beklenmektedir.

Sorunun çözülebilmesi ve farkındalığın artırılması için eğitimcilere ve ailelere seminerler verilebilmeli ve böyle bir durumla karşılaştıkları zaman geç kalınmadan uzmanlara başvurmaları sağlanabilmelidir. Eğitimciler, gerek okul öncesi dönemde gerek okul döneminde ÖÖG tanılı çocuklara göre müfredatta değişiklik yapmalıdır. Okul döneminde ise ÖÖG tanılı çocukların eksiklikleri belirlenerek uygun stratejiler uygulanmalı, grup çalışmalarına ağırlık verilmeli, derse olan katılımları artırılmalı, verilen ödevler ve ders anlatımları açık, kısa ve net ifadelerle sunulmalı, konular basitten zora doğru aşama aşama olarak izlenmeli, çocuğun başarısı ödülle desteklenmeli ve aileleriyle sürekli olarak iletişim halinde olunmalıdır.

Özgül öğrenme güçlüğünün kesin nedeni hala keşfedilememiştir. Özgül öğrenme güçlüğünün nedenleri arasında genetik, nörolojik ve çevresel sorunları örnek gösterebilmektedir. Doğum öncesinde, doğum esnasında veya doğum sonrasında bebeğin beyninde oluşabilecek herhangi bir hasar sonucunda merkezi sinir sisteminin etkilenmesi sebebiyle özgül öğrenme güçlüğünü oluşturabilmektedir.

Özgül öğrenme güçlüğünün bir alt dalı olan disleksinin sebebinin fonolojik işlevlerdeki bozukluktan kaynaklandığını ve bu sorun sebebiyle harfleri sese dönüştürmede zorluk yaşadıkları belirtilmektedir.

Özgül öğrenme güçlüğünün erkeklerde kızlara oranla daha fazladır. Öğrenme güçlüğü çeken bireylerin %72'sini erkekler, %28'ini ise kızlar oluşturmaktadır. Öğrenme güçlüğünün erkeklerde kızlara göre 3 ile 10 kat daha fazla görülmektedir.

KAYNAKÇA

AMERICAN PSYCHIATRIC ASSOCIATION (1994). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorder. 4th Ed. Washington DC: American Psychiatric Association.

KIRK SA, BATEMAN B (1962). Diagnosis and remediation of learning disabilities. Exceptional Children, 29(2): 73-78.

KORKMAZLAR Ü (2003). Özel Öğrenme Bozukluğu: Değerlendirme ve Özel Eğitim. İstanbul: Özel Okullar Derneği Yayını.

ŞENEL-GÜNAYER H (1998). Okuma güçlüğü olan ve olmayan ilkokul öğrencilerinin okuma düzeylerinin ve dislektik özelliklerinin karşılaştırılması. (Doktora Tezi). Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com

 



66 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
TREATMENT MOTIVATION - 03/12/2021
Being motivated means taking action to do something. Motivation is recognized as a key factor in psychological treatments.
 Devamı