Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
İLİŞKİ DOYUMU VE EVLİLİK BEKLENTİSİ
14/11/2021

 

İnsanlar sosyal varlıklardır. Buna bağlı olarak yakın ilişkiler içinde olmak, bireyin hayatına anlam katmakta, fiziksel ve duygusal gereksinimlerini karşılamaktadır. Ebeveyn ilişkileri, kardeş ilişkileri, arkadaş ilişkileri ve akran ilişkileri bu başlığın altına girerken ek olarak sevgi ve aşk duygularını barındıran romantik ilişkiler de yakın ilişkiler başlığı altına girmektedir. Romantik ilişkiler bağlanma, aitlik, duygusal destek gibi özellikleri barındıran bireylerin bedensel, ruhsal, zihinsel anlamlarda birleşme gerçekleştirebilecekleri evlilik yolunda attıkları bir adımdır. Kişisel, toplumsal ve yasal olanaklarla partnerlerin birbirlerini tanıma ve birbirleriyle anlaşma durumlarını değerlendirmelerine olanak sağlayan sözlülük, nişanlılık gibi dönemleri de içermektedir. Sözlülük, nişanlılık dönemlerini takiben sürecin evliliğe varması beklenmektedir. Romantik ilişkiler bireylere sosyal açıdan gelişmeleri, çevreyle uyum içinde olmaları, maddi manevi doyum sağlamaları ve hayata dair sorumluluklarının bilincinde olmaları açısından katkı sağlamaktadır.

Romantik ilişkilerin devamlılığının ilişkiden doyum almak ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. İlişkilerinden doyum sağlayan bireyler daha uzun süreli ilişkiler yaşayabilmektedirler. İlişki doyumu, bireyin ilişkisinin kalitesi hakkındaki bireysel değerlendirmelerini ifade eden duygu, düşünce ve davranışlarının bütünüdür. Bu değerlendirmeler olumlu yönde ise ilişkiden doyum elde edildiği, olumsuz yönde ise doyum elde edilmediği anlamına gelmektedir. Sürdürülebilir sağlıklı bir ilişki için çiftlerin yakın ilişkilerinden doyum sağlamalarının önemli olduğu sonucuna varılabilmektedir. İlişki doyumunun evliliğe ilişkin beklentiler, evliliğe yönelik tutumlar ve bağlanma stilleri değişkenleriyle ilişkili olmaktadır.

Evlilik beklentisi, bireylerin evliliklerinde kendilerini çift olarak görmeyi düşledikleri halleri olarak açıklanmaktadır. Beklentiler, çiftlerin evliliğe yönelik inançlarını, evlilik yaşamlarında üstlenecekleri rolleri barındırmaktadır. Çiftlerin evliliğe ilişkin beklentileri, ilişkinin kalitesinin ve ilişki doyumunun yordayıcılarındandır. Evliliğe yönelik gerçekçi olmayan beklentilerin, romantik ilişkide doyumsuzluğa yol açma ihtimali olabilmektedir. Boşanma oranlarının artmasının, bireylerin evlilik yaşamlarından doyum sağlayamamaları ile ilişkili olduğu, bu doyumsuzluğun temelinde de gerçekçi olmayan beklentilerin yattığı bilinmektedir. Evliliğe ilişkin yüksek beklentiler ilişkilerde mutsuzluğa yol açmaktadır. Bireylerin evlilik kararı alma aşamasındayken evliliğe karşı tutumlarının, görüşlerinin ve duygularının, ilişkiden sağlayacakları doyumda ve evlilik ilişkisinin başarılı olmasında etkileri bulunmaktadır.

Romantik ilişki, yakın ilişkilerin bir çeşididir ve iki kişi arasında kurulan bağı, aşkı ifade etmektedir. Romantik ilişkinin devamlılığını sağlayan en önemli faktörlerden biri ilişki doyumudur. İlişki doyumu; romantik ilişkideki süreklilik, kalite ve uyum, ilişki hakkında hissedilen olumlu duygular, ilişkide herhangi bir doyumsuzluk hissinin olmayışı gibi tanımlarla açıklanmaktadır. Romantik ilişki içerisinde partnerlerin birbirlerine gösterdikleri sevgiyle, karşılıklı olarak ihtiyaçların karşılanmasıyla, olumlu ve olumsuz ilişki yaşantılarının paylaşılabilmesiyle elde edilen psikolojik bir doyumdur. İlişki doyumunun yüksek olması ile ilişkilerde herhangi bir sorun karşısında yapıcı tepkiler görülürken, ilişki doyumunun azalması yıkıcı tepkilerin gösterilmesine neden olmaktadır. Bir ilişkiden elde edilen doyum yüksekse ilişkide bağlılığın yüksek olduğu; ilişkiden elde edilen doyum düşükse terk etme ve yok sayma düzeyinin arttığı bilinmektedir.

Çiftlerin birbirlerine karşı empatik yaklaşımlarının ilişki doyumunu arttırdığı ifade edilmektedir. Problem çözme becerilerine sahip bireylerin ilişkilerinden daha çok doyum sağladığı bilinmektedir. Depresif tutumlar ilişki doyumunu azaltmaktadır.

Flört edenlere kıyasla sözlü ve nişanlı bireylerin ilişkilerinden sağladıkları doyum daha yüksek olmaktadır. Bu durumda nişanlılık ya da sözlü olma durumu partnerler arasındaki bağın daha güçlü olduğuna işaret edebilmektedir.

Temelde evliliğe ilişkin tutumları etkileyen kavramlara bakıldığında ailevi tutumlardan, yaş, cinsiyet ve ekonomik değişkenlerden, evlilik dışı birlikte yaşama, din ve eğitim durumundan söz edilebilmektedir. Evlilik kurumuna dair yaşanmakta olan değişim süreci bireylerin evlenmeye, aile kurmaya yönelik planlarını ve tutumlarını etkilemektedir. Evliliğe bakış açısı, evliliğe ilişkin düşünceler ve görüşler evliliğe ilişkin tutumlar olarak tanımlanabilmektedir. Evlilik tutumu, bireylerin evlilikten beklentileri, evliliğe yükledikleri anlamlar ve gelecekteki aile ilişkileri ile ilişkilidir.

Evlilik öncesi alınan kararlar insan hayatını tümüyle etkilemektedir. Bireylerin evlendikten sonra uyum konusundaki beklentilerinin karşılanmaması, boşanmaya kadar gidebilmekte ve yaşam doyumlarını etkileyebilmektedir. Bu durum, evlilik gerçekleşmeden önce bireylerin evlilik tutumlarının anlaşılmasını önemli hale getirmektedir. İlişkiye dair tutumlar ve beklentiler, ilişkinin sürdürülebilirliğini ve ilişkiye dair alınacak kararları etkileyen önemli faktörler olarak sayılabilmektedir. Evliliğe yönelik olumlu ve olumsuz tutumlar; ilişki doyumu, ilişkilere dair inançlar, evlenme kararları ve ilişkide benimsenen davranış kalıpları gibi sonraki davranışları etkileyebilmektedir. Olumlu tutumlar evlilik ve aile yaşamına ilişkin olumlu inançları, olumsuz tutumlar ise evlilik ve aile yaşamına ilişkin olumsuz inançları içermektedir.

Bireylerin evlilik konusu ile ilgili yerleşik olan olumlu ve olumsuz tutumları, ilişkiler konusundaki inançları, ilişkilerindeki davranış şekilleri gibi unsurların bireylerin evlilikle ilgili olan davranışlarını ve kararlarını etkilemektedir. Olumlu evlilik tutumlarına sahip olma, bireylerin kişisel ilişkilerini sürdürme çabalarını arttırmakta ve davranışlarını bu yönde şekillendirmektedir. Evliliğe yönelik tutumların, eş seçimine yönelik tutumları da kapsadığı düşünülebilmektedir. Yüksek beklentiler, gerçekçi olmayan inançlar ve geçmiş deneyimlerden çıkarılan yanlış sonuçlar doğrultusunda oluşturulan tutumlar eş seçimi sürecine yansıyabilmekte, bireyleri ‘‘ideal eş’’ arayışına yönlendirebilmektedir. Gerçekçi olmayan inançlar ve yüksek beklentiler evlilik ilişkisindeki uyumu azaltmaktadır.

Cinsiyet farklılıkları evliliğe dair tutumları etkilemektedir. Kadınların erkeklere göre evliliğe daha gerçekçi baktıkları vurgulanmaktadır.

Beklenti, gerçekleşmesi beklenen, umulan şey olarak tanımlanabilmektedir Kişilerarası ilişkiler karşılıklı beklentilere dayanmaktadır. Evlilik kurumunda da eşlerin birbirlerinden beklentilerinin net olması dikkate değer bir durum olarak görülebilmektedir. Bireyler partnerlerinden ebeveynlik, arkadaşlık, cinsellik, samimiyet, eşitlik gibi birçok konuda beklentilere sahiplerdir. Evlilik ilişkisinde, özellikle duygusal ihtiyaçları karşılanan bireyler, evliliği daha anlamlı bulmakta ve sürdürmek istemektedirler. Bireylerin evlilik ilişkisinden duygusal ve kişisel olarak tatmin olması beklenmektedir. Sonuç olarak, çiftlerin beklentilerinin, evliliğin kalitesi ve süresi üzerinde etkisi olmaktadır.

İlişkiye yönelik farklı beklentilere sahip olan çiftler zamanla birbirlerinden uzaklaşmaya başlamaktadırlar. İlişki ve beklentiler uyumsuz olduğunda, bireyler memnuniyetsiz hissetmektedirler. Karşılanmayan beklentiler boşanma olasılığını ortaya çıkarabilmektedir. Evliliğe ilişkin yüksek ve gerçekçi olmayan beklentilerin karşılanması zor olmakta ve karşılanamadığı takdirde de ilişkide mutsuzluğa sebep olmaktadır. Evliliğe ilişkin gerçekçi düşüncelere sahip olan çiftlerin ise evliliklerinde karşılarına çıkan sorunlarla daha etkili bir şekilde baş edebildikleri bilinmektedir.

Bireyler, kendi aile yaşantıları aracılığıyla iletişim kurma biçimlerini, bir olay karşındaki davranışlarını, ilişkide olduğu kişilere yönelik beklentilerini şekillendirmektedirler. Bireylerin evliliklerine ilişkin beklentilerinde ebeveynlerinin ilişki durumu etkili olmaktadır. Olumsuz evlilik ilişkisi olan ebeveynlere sahip bireyler, kendi evliliklerine dair olası hayal kırıklıklarını en aza indirmek için beklentilerini düşürmektedirler. Anne babası bir arada olan bireyler olumlu evlilik beklentilerine sahip olmaktadır. Anne babası ayrı olan bireyler olumsuz evlilik beklentilerine sahip olmaktadır.

Bu Süreçler için Öneriler

Bireyin yaşadığı romantik ilişkinin sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayabilmesi adına; evliliğe yönelik tutum ve beklentilerini bilmesi, bağlanma stilinin farkında olarak istenmeyen etkilerinden kurtulması faydalı olabilmektedir.

Evliliğe yönelik tutum ve beklentiler ile ilgili farkındalık kazandırmak evlilik öncesi dönemde, evliliğe dair doğru kararlar alınabilmesi açısından yararlı olabilmektedir.

Evlilik öncesi dönemlerde romantik ilişkide bulunan bireylerin ilişkilerinden ne kadar doyum sağladıklarını bilmeleri ve ilişki doyumlarına etki eden değişkenleri tanımaları, ilişkilerinin kalitesini etkilemesi açısından önemlidir.

Çift ve aile psikolojik danışmanları, danışanlarına ilişki doyumunun araştırmadaki bağımsız değişkenlerden (evlilik beklentisi, kaçınmacı bağlanma) etkilenmesine bağlı olarak uygun hizmeti verebilirler.

Bireylerin ilişkilerinden ne derece doyum sağladıklarını, ilişkilerinden sağladıkları doyumu yordayan faktörlerin anlaşılabilmesini ve bu doyumun ilişkinin kalitesini ne derece etkilediğini görmelerini amaçlayan bireysel psikolojik danışma hizmeti sunmaktadırlar.

İlişki doyumunun yordayıcıları hakkında ücretsiz seminer ve konferanslarla eğitici ve bilgilendirici çalışmalara yer verilerek evlilik öncesi dönemlerdeki bireylerin bilinçlenmelerine katkı sağlanabilmekte; sürdürülebilmekte, sağlıklı ve doyurucu bir ilişki kurmalarına destek olunabilmektedir.

KAYNAKÇA

Alavi M., Alahdad R., Shafeq S.M., 2014. Mate selection criteria among postgraduate students in Malaysia. Procedia-Social and Behavioral Sciences. 116, pp. 5075- 5080.

Amato, P. R., 2007. Transformative processes in marriage: Some thoughts from a sociologist. Journal of Marriage and Family. 69 (2), pp. 305-309.

Eidelson, R.J., & Epstein, N., 1982. Cognition and relationship maladjustment: Development of a measure of dysfunctional relationship beliefs. Journal of Consulting and Clinical Psychology. 50 (5), pp. 715-720.

Grant, J., 2000. Women managers and the gendered construction of personal relationships. Journal of Family Issues. 21 (8), pp. 963-985.

Hendrick, S. S., Hendrick, C. & Adler, N. L., 1988. Romantic relationships: Love, satisfaction, and staying together. Journal of Personality and Social Psychology. 54, pp. 980-988.

Krich, Dr.M.A., 2005. Aşkın anatomisi. İstanbul: Say Yayınları.

Park, S. S., & Rosén, L. A., 2013. The marital scales: measurement of intent, attitudes, and aspects regarding marital relationships. Journal of Divorce & Remarriage. 54 (4), pp. 295-312.

Towler, A. J. & Stuhlmacher, A.F., 2013. Attachment styles, relationship satisfaction and well-being in working women. The Journal of Social Psychology. 153 (3), pp. 279-298.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



61 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı