Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
EBEVEYN TUTUMLARI
24/11/2021

 

Ebeveynlik bir insanın diğer bir insana gelişimini ve büyümesini optimum düzeyde sürdürebileceği ortamı sağlama yetisi olarak tanımlanmaktadır. Ebeveynlerin çocukları her anlamda yarattıkları öne sürülebilmektedir. Ebeveynliğin biyolojik yönü doğrudan çocuğun genetik özelliklerinin temel belirleyeni olarak ifade edilebilirken, bakıcılık anlamındaki ebeveynlik çocuğun gelişimini ve deneyimlerini şekillendirmeyi nitelemektedir.

Ebeveynliğin davranışsal kategorileri yedi başlık altında toplanmıştır:

Besleme; duygusal açıdan ilgi gösterme ve yakınlık davranışıdır.

Disiplin; ebeveynlerin çocuğun davranışının uygun olup olmamasına dönük tepkilerini içermektedir. Ebeveynlerin sergilediği disiplin ebeveynlerin inançlarına, yetiştirilme tarzları, kültüre ve çocuğun yaşı ve cinsiyetine göre değişiklik gösterebilmektedir.

Öğretim, belirli bilgi ve becerileri didaktik stratejiler yoluyla aktarılması sürecini içermektedir.

Dil, çocukta dil kullanımına ve kendini ifade etmeye dönük davranışların ebeveynler tarafından aktarılmasıdır. Ebeveynler çocuklara ne kadar çok soru sorar ve iletişim kurarsa çocuğun dilsel gelişimi o denli güçlü olmaktadır.

Materyaller, çocuğun yaşam alanında bulunan ve çocuğu bilişsel ve lengüistik açıdan uyaran materyalleri kapsamaktadır. Dil ve öğretim ile de ilgilidir. Evdeki kitap sayısı, eğitsel oyuncaklar, çizim materyalleri vb. çocuğun çok yönlü gelişimi için belirleyicidir.

İzleme, çocuğun gelişimini ve davranış setlerini izleme ve göz önünde tutma davranışıdır. Örneğin, odada yalnız oynayan bir çocuğun davranışlarını periyodik olarak kontrol eden ebeveyn izleme yapıyor denilebilmektedir.

Yönetim, zaman planlaması, planlanan etkinlikleri tamamlama, yaşam alanının düzenlenmesi gibi süreçleri içermektedir. Söz konusu rutinlerin çocuk tarafından içselleştirilmesi zaman içinde çocukta bir kurallar bütününü oluşturmaktadır.

Ebeveyn Tutumları

Otoriter Ebeveynlik

Çocukların eylemlerini ve davranışlarını yüksek otorite içeren bir dizi standart yaklaşım aracılığıyla şekillendirmeye, kontrol etmeye ve değerlendirmeye dönük ebeveynlik biçimidir. Bu standartlar genellikle katı ve yüksek otorite içeren davranış setlerini içermektedir. Otoriter tutuma sahip ebeveynler, belirledikleri kurallara çocukları tarafından sorgulanmaksızın uyulmasını beklemektedirler. Bu tip ebeveynler çocuğun davranışları kendi doğrularıyla çatışma içerisinde girdiğinde ceza verme davranışını göstermektedirler.

Demokratik Ebeveynlik

Demokratik ebeveynlik çocuğun bağımsız bir kişilik geliştirebilmesini, düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmesini ve ebeveynlerden ayrı bir kişi olduğunu kabullenmek, özendirmek olarak tanımlanmaktadır. Bu tutuma sahip ebeveynler bir yandan çocuklarından olgun davranışlar beklerlerken öte yandan toplumsal kurallara uymalarını da istemektedirler. Çocuklarının düşüncelerini dinlemekte, alınacak kararlarda onların görüşlerine önem vermekte ve duygularını özgürce ifade etmesine izin vermektedirler. Olumsuz davranışları cezalandırma yoluna gitmek yerine çocukla davranışının nedenleri hakkında konuşmayı tercih etmektedirler. Çocuğun bağımsızlığını ve bireyselleşmesini özendiren bir tutuma sahiptirler.

İzin Verici Ebeveynlik

İzin verici ebeveynlik, çocuğun isteklerine ve eylemlerine karşı cezalandırıcı olmayan, kabullenici ve olumlu bir tutum sergilemeyi nitelemektedir. Karar alma sürecinde çocuğa danışmakta ve aile kuralları hakkında açıklamalar yapmaktadırlar. Ev işlerine katılımı ve düzenli davranmayı az miktarda teşvik etmektedirler. Kendilerini çocukların isteklerini yerine getirecek bir kaynak olarak sunmakta ve çocukların şimdiki gelecekteki davranışlarını şekillendirmeye çalışmamaktadırlar. Çocuğun kendi eylemlerini belirlemesini onaylamakta, kontrol davranışından kaçınmakta ve çocuğu dışsal olarak belirlenmiş standartlara uyması için cesaretlendirmemektedirler.

Erken Dönem Yaşantılar

Çocuğun içinde yetiştiği aile ortamının dinamikleri çocuğun dünyaya ve çevreye dair neredeyse tüm yaşantılarının temelini oluşturmaktadır. Travma veya mağduriyet içeren yaşantılarda ise çocuklar güvensizlik, istismar, utanç, savunmasızlık gibi düşüncelere kapılabilmektedirler. Çocuğa fazla ancak ölçülü düzeyde olumlu yaşantı sunmak şemaların sağlıklı bir biçimde gelişmesini sağlamaktadır. Seçici içselleştirme ise çocuğun ebeveynlerin düşüncelerini, duygularını, deneyimlerini ve davranışlarını içselleştirdikleri yaşantıları kapsamaktadır.

Çocuk Mizacı

Farklı mizaç özellikleri çocukları farklı yaşam koşullarına maruz bırakabilmektedir. Örneğin, agresif mizaç özellikleri taşıyan bir çocuğun şiddete eğilimli bir ebeveynden fiziksel incitmeye maruz kalması sakin mizaçlı bir çocuğa göre daha olası olmaktadır. Aynı ebeveynlik türlerine maruz kalan çocuklar mizaçları doğrultusunda farklı yaşantıları deneyimleyebilmektedirler. Örneğin, anneleri tarafından reddedilen biri utangaç diğeri sosyal mizaç özellikleri taşıyan iki çocuktan utangaç olan dünyadan kendini soyutlama ve anneye daha fazla bağlanma davranışı sergileyebilirken diğeri farklı kişilerle daha pozitif ilişkiler kurmaya girişebilmektedir.

Algılanan Ebeveynlik Biçimi ve Ebeveyn Tutumu

Agresif tutum sergileyen büyük ebeveynlerin çocuklarının sert ebeveyn tutumlarını yordadığı bilinmektedir. Anneler algılanan ebeveynlik biçimlerini ebeveyn tutumlarına aktarırken babalara kıyasla daha yoğun içselleştirmeye sahip olmaktadır.

Erken çocuklukta agresif davranışlar sergileyen bireylerin 30 yaşına geldiklerinde saldırganlık düzeyleri artabilmekte ve bu aktarımda ailenin ve ebeveynlerinin tutumlarının etkisi olabilmektedir. Bu davranışlar erkekler tarafından daha fazla içselleştirilmektedir.

Büyük ebeveynlerin sergiledikleri sert ebeveynliğin çocuklarının kendi çocuklarına karşı sergiledikleri sert tutumla ilişkili olmaktadır. Sert ebeveynliğe maruz kalan çocuklar kendi çocuklarına karşı aynı tutumu sergilemektedirler.

Ebeveyn Tutumu ve Çocuk Yaşı

Annelerin çocuklarına dönük davranışlarını anlamlı ve tutarlı bir şekilde yıldan yıla değişiklik göstermektedir. Zor mizaç sahibi çocuk annelerinin tutumları da zaman içinde kontrolcü ebeveynlik biçiminde seyretmektedir. Ebeveynlerin, çocuklarına 2 yaşında sergiledikleri ebeveyn tutumları 4 yaşında az da olsa değişiklik göstermektedir.

Ebeveyn Tutumları ve Çocuk Cinsiyeti

Ebeveynlerin, kız çocuklarına karşı sergiledikleri demokratik ebeveynlik erkek çocuklara sergilenen ebeveynlikten anlamlı derecede daha fazladır. Kız çocuğuna sahip ebeveynlerin erkek çocuk ebeveynlerine oranla daha demokratik ebeveynlik sergilemektedirler. Annelerin sinirli bir şekilde ağlayan kız çocuklarına erkek çocuklara nazaran daha duyarlı ebeveynlik tutumu sergilemektedirler.

Demokratik ebeveynlik tutumuna sahip ebeveynler bir yandan çocuklarından olgun davranışlar beklemekte öte yandan toplumsal kurallara uymalarını da istemektedirler. Toplumumuzda kız çocuklarının erkek çocuklara nazaran korumasız ve kontrole muhtaç olduğu algısının varlığı göz önüne katıldığında kız çocuk sahibi ebeveynlerin erkek çocuk ebeveynlerine kıyasla anlamlı derecede daha demokratik ebeveynlik tutumu sergilemelerinin bu tutumun toplumsal kuralları benimsetme çabasıyla ilişkili olduğu söylenebilmektedir.

Ebeveyn Tutumları ve Çocuk Sayısı

3 ve daha fazla çocuğa sahip annelerin daha az çocuğu olan annelere kıyasla daha aşırı koruyucu ebeveynlik tutumuna ve katı/sert disiplin yaklaşımına sahip olmaktadırlar. Çocuk sayısının artmasıyla birlikte annenin bakım, ilgilenme ve sevgi gibi özelliklerinde bölünme yaşanabileceği ve bu durumun çocukların davranışlarına dönük sabrı azaltabileceği bilinmektedir.

3-6 yaş arası çocuklarda sıcakkanlılık, ritmiklik mizaç özellikleri arttıkça, annelerin ebeveyn tutumu da daha demokratik olmaktadır. 3-6 yaş arası çocuklarda tepkisel mizaç özellikleri arttıkça, annelerin ebeveyn tutumu daha aşırı koruyucu olmaktadır.

Çocukların sıcakkanlılık mizaç özellikleri yaşlarına göre farklılık göstermektedir. 5-6 yaş arası çocuklar, 3-4 yaş arası çocuklara göre daha fazla sıcakkanlı mizaç özelliğine sahip olmaktadırlar.

3-6 yaş arası çocuk sahibi annelerin sergiledikleri demokratik ebeveynlik tutumu çocuklarının cinsiyetine göre farklılık göstermektedir. Kız çocuklarına, erkek çocuklarınaa göre daha fazla demokratik ebeveynlik tutumu sergilenmektedir.

KAYNAKÇA

Baumrind, D. (1971). Current patterns of parental authority. Developmental Psychology Monograph, Part 2, 4(1), 1–103.

Bornstein, M. H., & Cheah, C. S. (2006). The place of “culture and parenting” in the ecological contextual perspective on developmental science. Parenting beliefs, behaviors, and parent-child relations: A cross-cultural perspective, 3- 33.

Brooks-Gunn, J., & Markman, L. B. (2005). The contribution of parenting to ethnic and racial gaps in school readiness. The future of children, 139-168.

Conger, R. D., Schofield, T. J., Neppl, T. K., & Merrick, M. T. (2013). Disrupting intergenerational continuity in harsh and abusive parenting: The importance of a nurturing relationship with a romantic partner. Journal of Adolescent Health, 53(4), S11-S17.

Hughes, S. O., Power, T. G., Fisher, J. O., Mueller, S., & Nicklas, T. A. (2005). Revisiting a neglected construct: parenting styles in a child-feeding context. Appetite, 44(1), 83-92.

Pressler, J. L. (1990) Promoting attachment. In: Nursing Interventions for Infants and Children (eds M. Craft & J. Denehy), pp. 4–17. W.B. Saunders, Philadelphia, PA, USA.

Simons, R. L., Whitbeck, L. B., Conger, R. D., & Wu, C. I. (1991). Intergenerational transmission of harsh parenting. Developmental psychology, 27(1), 159.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



59 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
 Devamı