Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret1138355
Üyelik Girişi
Köşe Yazıları
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.356616.4221
Euro17.497917.5680
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR
21/01/2022

 


Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.

Bilişsel işlemler bilişsel eksiklikler ve çarpıtmalar olmak üzere iki ana başlık altında toplanmaktadır. Bilişsel çarpıtmalar, bilgi işleme etkisiz veya yanlış olduğunda ortaya çıkmaktadır. Bilişsel çarpıtmalar, kişilerde inançların veya şemaların oluşmasına neden olan bilişsel yapılar olarak tanımlanmaktadır. Bu yapılara göre edinilen yeni bilgi işlenirken, var olan inanca uydurulmak için genellikle çarpıtılmaktadır. Çarpıtılmış olan bu değerlendirmeler otomatik düşünceler veya imgeler olarak bilinç düzeyine ulaşmaktadır. Bilişsel çarpıtmalar ayrıca bilgiyi işleme sürecindeki kişiye özgü yanlılıklar ve eğilimler olarak ifade edilmektedir.

Bilişsel çarpıtmalar bilginin hatalı işlenmesi sonucu duruma uygun olmayan ve duygusal sıkıntıya neden olan otomatik düşünceleri oluşturmaktadır.

Bilişsel çarpıtmalar kişinin yaşamının her alanına yayılarak, kendisini, o andaki deneyimini ve geleceğini değerlendirme biçimini etkilemektedir. Bunlar, bireylere davranışlarında rehberlik eden, büyük bir kısmı senaryolaştırılmış ve alışkanlık haline gelmiş düşüncelerden oluşmaktadır. Örneğin, bilişsel çarpıtmalar, “Hiçbir zaman başarılı olamayacağım, her şey benim hatam, o beni kandıracak.” gibi düşünceleri içerebilmektedir.

Kişiler bir olaya ilişkin olarak bahsedilmiş olan bilişsel çarpıtmaların birini veya birkaçını birden kullanabilmektedir. Bilişsel çarpıtmalar çok çabuk ve otomatik olarak kişinin zihninde gerçekleşmekte ve bu nedenle çoğu kez kişi bilişsel çarpıtmalarının farkına varamamaktadır. Bilişsel çarpıtmaların çok sık kullanılmadığı takdirde işlevsel olduğu öne sürülmüştür. Bütün bireylerde gerçekleri çarpıtma eğilimi bulunmaktadır. Eğer bu çarpıtmalar aşırı ise kişi gerçekle bağlantısını kaybetmekte ve psikopatolojik belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Zihin Okuma

Bireyler bazen başkaları olumsuz bir şey söylememiş olsa bile, diğer kişilerin kendileri hakkında olumsuz düşündüklerini düşünebilmektedirler. Bu kişiler diğer kişilerin ne düşündüklerini bildiğine ve onların kendisinin ne düşündüğünü bilmeleri gerektiğine inanmaktadır. Zihin okuma hatası yapan kişinin elinde herhangi bir kanıt olmaksızın diğerlerinin kendisine olumsuz yaklaştığını varsaymaktadır. Örneğin bu bilişsel çarpıtmaya sahip olan kişi “Benim aptal olduğumu düşünüyor.” biçiminde düşünebilmektedir.

Felaketleştirme

Felaketleştirme bilişsel çarpıtması, daha gerçekçi sonuçları değerlendirmeye almadan geleceği negatif olarak tahmin etmek olarak tanımlanmaktadır. Yani kişiler ellerinde bir kanıt olmadığı halde gelecekle ilgili olumsuz tahminlerde bulunabilmektedirler. Örneğin bu bilişsel çarpıtmayı kullanan kişi “Canım o kadar çok sıkılacak ki bir şey yapamayacağım.” şeklinde düşünebilmektedir. Felaketleştirme çarpıtması yapan kişi geleceğe dair yaptığı olumsuz tahminleri, gerçek olarak kabul etmektedir. Bu bireyler küçük bir kanıttan yola çıkıp, bu kanıtı yeterince değerlendirmeden olası muhtemel diğer sonuçları hesaba katmadan durumu olumsuz olarak algılamaktadırlar. Bu çarpıtma, pireyi deve yapma deyimi ile de anlatılabilmektedir.

Zihinsel Filtreleme

Seçici soyutlama olarak da adlandırılan zihinsel filtreleme, olay veya durumun tamamını görmeye çalışmak yerine, gereksiz yere olumsuz bir ayrıntı üzerine odaklanmaktır. Zihinsel filtrelemede olayın daha önemli olan öğeleri göz ardı edilerek, içerikten çıkarılan bir olaya odaklanılmakta ve olay bu ayrıntıya bağlı olarak anlamlandırılmaktadır. Örneğin bu kişi “Değerlendirme ölçeğindeki bir sorudan olumsuz puan almam, işimi kötü yaptığımı gösterir.” biçiminde düşünebilmektedir. Zihinsel filtreleme, olay veya durumları bütününden kopartıp bir ayrıntıya odaklanarak, durumun belirgin olan diğer özelliklerini görmezden gelme ve bu sınırlı özellik temelinde tüm yaşantıyı kavramsallaştırmaktır.

Aşırı Genelleme

Olumsuz bir olayla karşılaşan kişi daha da kötü şeylerin olacağını varsayabilmekte ve olumsuz olayları kötü olayların başlangıcı olarak görebilmektedirler. Bireyin bir olaydan yola çıkarak ulaştığı sonucu olayla ilişkili veya ilişkisiz diğer olaylara genellemesi aşırı genelleme olarak adlandırılmaktadır. Örneğin aşırı genelleme bilişsel çarpıtmasını kullanan kişi “Grup içerisinde kendimi kötü hissettiğime göre, insanlarla etkili iletişim kurma yeteneğim yok.” şekilde düşünebilmektedir. Sınırlı sayıda örneği temel alarak oluşturulmuş genel bir kurala inanmak ve bunu uygulamaya sokmak aşırı genelleme olarak değerlendirilmektedir.

Hep ya da Hiç Tarzı Düşünme

Hep ya da hiç tarzı düşünme, aynı zamanda siyah ya da beyaz, çift kutuplu/boyutlu veya ikili düşünme şeklinde de karşımıza çıkmaktadır. Olası bir durumu bir süreç içerisinde değerlendirmek yerine sadece iki kategori altında ele almak olarak ifade edilmektedir. Bu çeşit düşünme kişisel özelliklerin siyah beyaz gibi aşırı uçlarda değerlendirilmesini içermektedir. Örneğin bu kişi “Tam başarı elde etmediysem, başarısızım demektir.” biçiminde düşünceye sahip olabilmektedir. Kişi her türlü deneyim ve yaşantısını iki uç noktada değerlendirmektedir. Hep ya da hiç tarzı düşünce içeriği bulunan kişiye göre bir şey ya tam olmuştur ya da hiç olmamıştır. Yani iki uç nokta arasında bulunan diğer noktalar görülmemektedir.

Hep ya da hiç tarzı düşünme biçimini OKB’de sık rastlanan bir bilişsel çarpıtmadır.

Duygudan Sonuç Çıkartma

Kişiler bazen bir düşünce sadece öyle hissettiriyor diye ona inanmaktadır. Duygudan sonuç çıkarma bilişsel çarpıtması kişinin bir şeyi çok yoğun yaşadığında veya ona inandığında o şeyin doğru olduğuna inanarak, karşıt kanıtları göz ardı etmesi olarak ifade edilmektedir. Bu bilişsel çarpıtmayı kullanan kişi olaya ilişkin somut verilerden çok duygulardan yola çıkarak nedensellik kurmaktadır. Bu nedenle bu tür hata kişiyi yanlış yönlendirmektedir. Örneğin duygudan sonuç çıkartma bilişsel çarpıtması yapan kişi “Çoğu şeyi iyi yaptığımı bilsem de kendimi başarısız hissediyorum.” şeklinde düşünebilmektedir.

Etiketleme

Kişiler olumsuz bir durumdan sonra kendilerini belli bir türde kişi olarak etiketleyebilmektedir. Etiketleme, kişinin eldeki kanıtları göz önünde bulundurduğunda daha az acı çekme ihtimali olduğu halde, bu kanıtları görmezden gelerek kendisine veya diğerlerine toptan, yargılayıcı ve olumsuz sıfatlar kullanması olarak tanımlanmaktadır. Örneğin bu bilişsel çarpıtmayı yapan kişi “Ben hiçbir işe yaramayan biriyim.” biçiminde düşünebilmektedir. Etiketleme yapan kişi davranış veya olayı etiketlemektense kendini etiketlemektedir.

Kişiselleştirme

Kişiselleştirme kişinin dışsal bir olguyu kendisi ile hiçbir ilişkisi yokken, kendisi ile ilişkilendirmesi olarak ifade edilmektedir. Örneğin kişiselleştirme bilişsel çarpıtması yapan kişi “Satıcı benim yüzümden olumsuz davrandı.” şeklinde düşünebilmektedir (Yılmaz ve ark., 2011). Sıkıntısı olan bireyler, sıklıkla kendilerine ve kendi ruhsal acılarına aşırı derecede odaklanmaktadırlar. Bu nedenle olumsuz olay ya da durum ile karşılaştıklarında; bunun suçlandıkları ya da reddedildikleri biçiminde kendileriyle bağlantılı olduğunu düşünebilmektedirler. Kişilerin bazen gerçekte öyle olmasa bile olumsuz olaylardan kendilerini sorumlu tutabilmektedirler. Kişinin karşılaştığı durumun farklı sebeplerinin olabileceğini göz önünde bulundurmadan, diğerlerinin olumsuz davranış nedenlerini kendisine yüklemesini, kişiselleştirme olarak adlandırılmaktadır.

Meli, Malı İfadeleri

Kişi kendini meli, malı ifadeleri kullanarak güdülemeye çalışmaktadır. Eğer yapması beklenen şeyi yapmazsa cezalandırılacakmış gibi bir varsayım oluşmaktadır. Bu tür zorlayıcı ifadeler bireyde baskı ve gerginlik oluşmasına neden olmaktadır. Olmalı düşünce tarzı adı da verilen bu düşünce biçiminde, bireyin kendisinin, başkalarının ve dünyanın nasıl olması gerektiği konusunda katı kuralları bulunmaktadır. Örneğin bu bilişsel çarpıtmayı yapan birey “Her zaman en iyisi olmalı.” şeklinde düşünebilmektedir. Emirler olarak da adlandırılan meli, malı ifadeleri, kişinin kendisi veya diğerlerinin davranışlarının nasıl olacağına dair kesin kurallara sahip olması ve bu kurallar yerine getirilmediğinde her şeyin ne kadar kötü gideceğine yönelik abartılı beklentiler içine girmesi olarak ifade edilmektedir.

Olumluyu Küçültme ya da Yok Sayma

Olumluyu küçültme ya da yok sayma kişilerin bazen başlarına gelen olumlu şeyleri görmezden gelmeleri olarak tanımlanmaktadır. Kişiler bazen olayları veya durumları yorumlarken bunlara öznel birtakım ağırlıklar yüklemektedirler. Olumsuz olayların daha önemli olduğu ve buna kıyasla olumlu olayların daha az ağırlık taşıdığı şeklinde düşünce biçimine sahip olmak, bu duruma örnek olarak verilebilmektedir. Düşünce biçiminde bu sistematik yanlılığı olan öğrenci, düşük aldığı ders notunu önemserken; diğer derslerden almış olduğu yüksek notları önemsiz görerek, bu derslerin genelde kolay olduğunu düşünebilmektedir. Bu bilişsel çarpıtmada kişinin kendi kendine olumlu yaşantıların, işlerin veya özelliklerin geçerli olmadığını tekrar etme durumu söz konusu olmaktadır.

KAYNAKÇA

Beck, J. S. (2001). Bilişsel terapi temel ilkeler ve ötesi. Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Sacks, M. (2007). Bi-logic as a bridge between psychoanalysis and cbt and as a theoretical rationale for beck’s cognitive distortions. British Journal of Psychotherapy, 23 (3), 383-394

Türkçapar, M. H. (2006). Bilişsel terapi- Temel ilkeler ve uygulama. Ankara: HYB Yayıncılık.

Yılmaz, M., Balcı Çelik, S., Şanlı, E., & Gençoğlu, C. (2011). Samsun yazılı basınında yer alan bilişsel çarpıtmalar. Tarama Çalışması, Ondokuzmayıs Üniversitesi

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com

 



82 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
TREATMENT MOTIVATION - 03/12/2021
Being motivated means taking action to do something. Motivation is recognized as a key factor in psychological treatments.
EBEVEYN TUTUMLARI - 24/11/2021
Ebeveynliğin biyolojik yönü doğrudan çocuğun genetik özelliklerinin temel belirleyeni olarak ifade edilebilirken, bakıcılık anlamındaki ebeveynlik çocuğun gelişimini ve deneyimlerini şekillendirmeyi nitelemektedir.
 Devamı