Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR?
25/03/2022

 

İnsanlara hayır derken sanki onlara rest çekiyoruz, reddediyoruz veya kırıyormuşuz gibi hissediyoruz. Hayır derken zorlanmamızın sebebi; çeşitli zihinsel kalıplara sahip olmamızdır. Bu kalıplar; hayır dediğimizde karşımızdakini kırmış hissediyoruz. Eğer bir kişiye haklı bir konuda hayır diyorsanız ve bu yüzden o kişi size kırılıyorsa veya tavır yapıyorsa; hayatınızda en çok hayır demeniz gereken kişi odur. Birine hayır dendiğinde o kişi sizinle olan ilişkisini gözden geçiriyorsa bu çok ciddi bir sorundur. Bu yüzden hayatınızda hiçbir zaman hayır diyemezsiniz. Bunun sebebi karşınızdaki insanın size kırılmasını veya ilişkinizi gözden geçirmesini istemediğiniz içindir. Bazı durumlarda insanlara karşı sınır çizmek ve hayır demek gerekmektedir. Kişi hayır dediğinde karşısındaki insan onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, konuyla ilgili ne tip düşüncelere veya beklentilere sahip olduğunu bilemeyecektir. Karşıdaki kişi bu durumu memnuniyet zannederek davranışına devam edecektir; hayır demeyen kişi ise sürekli fedakârlık yaptığını zannederek idare edecek, boyun eğecek, sessiz kalacak veya bir süre sonra bunun yarattığı depresif veya agresif tavırlara yol açmış olacaktır.

Kişi hayır demediği sürece karşısındaki insanlar onun sınırını bilememekte ve zihninden geçeni öğrenememektedir. Kaygılı insanlar çok fazla düşünce okumaktadırlar. “Bunu yaparsam benimle konuşmaz mı”, “Şunu söylersem benimle küser mi” gibi. Uzun yıllar duygularını ve düşüncelerini birbirlerine söyleyemedikleri için dışarıdan çok uyumlu ve çok sakin bir evlilik gibi görünüp; yıllar sonra bir anda boşandıklarında insanları hayal kırıklığına uğratan veya şaşkınlıkla izlenilen ilişki modelleri vardır. Bu tarz evliliklerde kavga veya gürültü yoktur ama kaygı vardır. Bireyler ifade edilmekle ilgili endişe yaşamaktadırlar. Burada sorun cümle olarak hayır diyememek değildir, buradaki sorun bu kavram kullanıldığında sonrasında ortaya çıkacak durumlar göze alamamaktır. Konuşma yetisi olan her insan hayır diyebilmektedir. Eğer diyemiyorsa burada olayın psikolojik boyutu ortaya çıkmaktadır. Bir süre sonra söylenen evetler sıradanlaşmakta ve fedakarlıktan çok görev olarak algılanmaktadır. İnsanların hayır demeleri çok olursa evet demeleri kıymete binmektedir. Kişi, görev olarak algılanan bu durumları yapmadığında ise karşısındaki insanlar tarafında eleştirilmektedir.

Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır. Örneğin; bu kişi ekonomik ihtiyaçları gideriyorsa, istenmediği ve mantıksız bulunduğu halde birçok şeyine izin ve taviz verilmektedir. Böyle bir durum varsa kişi o ekonomik durumu kendi kendine karşılamadığı sürece, o insana hayır diyemeyecektir. Kişi kendi ihtiyaçlarına sınır çizemediğinde yani bir tatminsizlik yaşadığında; hayatında birçok insana hayır diyemeyecektir. Bu tatminsizlik maddi, duygusal veya sosyal olabilmektedir. Sosyalleşmeye çalışan bir insan arkadaşlarına hayır diyememektedir çünkü sürekli sosyalliğe ihtiyacı vardır. Bir insanın sosyalliği bireyselliğinden daha fazlaysa o kişinin hayatında ciddi bir sorun var demektir. Bunun sebeplerinden biri yalnızlık korkusu da olabilmektedir. Kişi, kendisiyle baş başa kalmaktan korktuğu için sürekli bir etkileşim halinde bulunmaya ihtiyaç duymaktadır.

Kişi hayır diyemiyorsa onu en çok bencil ve bağımlı insanlar sevmektedir. Bağımlılar sürekli onu beslemen için bencillerde sürekli kullanmak için sevmektedir. Hayır diyemeyen insanların etrafında bu şekilde olan insanlar belirgindir. Kendi görevlerini hayır diyemeyen kişiye vermektedirler. Bir süre sonra bu kişilerden tamamen kopulmakta veya istediği şey yapılmadığında eleştirecek ve suçlayacakları için gerginlik olmaktadır. Geriye dönüp bakıldığında en çok emek verilen insanlar bugün en çok tahammül edilemeyen insanlara dönüşebilmektedir. Kalıcı ilişkiler ve mutluluk için yeri geldiğinde bahçenin çitini çizerek sınır belirlemek gerekmektedir.

Bir insanın hayatında hayır diyemediği bir insan varsa ya hiç deneme yapmamakta ya da bu insanlar biraz manipülatör insanlar olmaktadır. Bu tarz insanlar kişiyi suçlu ve yetersiz hissettirmektedir. Eğer bu kişi bir anneyse hayırsız evlat olarak görmektedir. Bunlara karşı dayanıklı olmak gerekmektedir.

Kişi hayır deme sürecine girdikten sonra hayatındaki insanlar elekten geçmektedir. Bazı insanlar ile yolları ayrılmakta bazı insanlar ile belki ömür boyu sağlam bir ilişki sürdürmektedir.

İstediği olmadığında karakter değiştirenden, aramadığın sürece aramayandan, işi düşmedikçe seni tanımayandan, işi bittiğinde yanında durmayandan, devamlı kendini anlatandan, kişiliğiyle değil etiketiyle var olandan, kendisini vazgeçilmez zannedenden, menfaati için susandan vs. yalnız kalma pahasına da olsa kurtulmak gerekmektedir.

Kişi kendini kaybedecekse, kendinden vazgeçecekse, hayır diyemeyecekse ve kendi mutluluğunu önemsemeyecekse o ilişkinin varlığını tartışmak gerekmektedir.

Hayır dediğin için kaybettiklerini hiç kazanmamışsındır.

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



33 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
 Devamı