Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam37
Toplam Ziyaret1138357
Üyelik Girişi
Köşe Yazıları
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.356616.4221
Euro17.497917.5680
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
BAĞIMLILIK
20/11/2020


İnsanın yaşamı doğuştan getirdiği içgüdülerle toplumsal olarak edindiği güdülere doyum aramakla geçmektedir. Beslenme ve korunma gibi doğuştan gelen, doğal içgüdü ve dürtülere doyum bulan insan ilgi, sevgi, aşk, güven, saygınlık, özgürlük, özerklik, üreticilik, yaratıcılık, kendini gerçekleştirme gibi ruhsal-toplumsal gereksinimlerine doyum sağlamaya çalışmaktadır. Bu güdülerini yücelterek kimliğini, kişiliğini bulur ve kendini var eder. Çoğu insan için yaşamı güzelleştiren ve mutluluk veren deneyim ve alışkanlıkları vardır. Örneğin; sabah kalkmak, yıkanmak, giyinmek, çay, kahve içmek; işe gitmek, çalışmak, eve dönmek; eğlenmek, yemek, tatil yapmak. İnsanın günlük yaşamı, alışkanlıklarını sürdürmekle geçmektedir. İnsanların bir bölümü bu alışkanlıklarını sürdürmek, bir bölümü de bunlardan kurtulmak için çabalamaktadır. Ancak, insan alışkanlıklarından mutlu olsa da olmasa da ruhsal yapısı gereği bu kalıpların dışına çıkmak istemekte, değişik yeni bir yaşantı aramaktadır. Bu arayış insanın yaşama gücü kazanması, kişiliğini geliştirip olgunlaştırması, kendisini var etmesi için gerekli bir unsurdur.

Kimi insanda alışkanlıklardan biri günlük yaşamda daha çok yer tutmaya, öncelik olmaya başlamaktadır. Bu alışkanlığın sürdürülmesi için diğer alışkanlıklardan vazgeçilmektedir. Alışkanlığın engellenmesi, sürdürülememesi, insanı mutsuzluğa sürüklemektedir. İnsana mutluluk veren bu alışkanlık, kişinin günlük yaşantısını ve diğer faaliyetlerini engelleyici boyutlara ulaştığında zarar verici duruma gelmektedir. Kişinin toplumla ilişkileri bozulmakta, gücü, iş verimi ve başarısı düşmektedir. Ruhsal yaşantıda endişe, kaygı, güvensizlik, karamsarlık ve korku gibi psikolojik sıkıntıları artmakta, bedensel ve fiziksel yakınmalar ortaya çıkmaktadır. Yapılan faaliyetlerin ölçüsü kaçırıldığında alışkanlığa dönüşerek insanın yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.

Uyuşturucu ve uyarıcı maddelere alışkanlık kısa zamanda daha kötü ve zararlı sonuçlar verebilmektedir. Bu maddeler öncelikle merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olup kişinin ruhsal yaşamını, duygusunu, düşüncesini, hareketini değiştirmekte ve kimyasal özellikleri nedeniyle kısa ve kolay yoldan alışkanlık yaratmaktadır. Bu nedenle insandaki alışkanlık eğilimine, bu tür maddelerin alışkanlık yaratan özelliği katılınca kolaylıkla bağımlılık oluşmaktadır.

İnsanları bu tür alışkanlıklara iten temel duygusal doyumsuzluk olabilmektedir. Başka bir deyişle, duygularına doyum arayan insanın belli bir nesneye, kişiye veya düşünceye takılıp kalmasının nedeni ona gereğinden fazla duygusal yatırım yapmasındandır. Bağımlılık davranışının temelinde yatan sebeplerden biri de insanın duygusal dünyasıdır. İnsanın iradesi üzerinde baskı ve zorlama yaratabilmekte ve kişiyi belli bir amaca yöneltebilmektedir. Amaç edinilen nesneye, kişiye veya düşünceye ruhsal yaşantısı içinde büyük bir değer vermekte ve iradesini kullanamaz hale gelmektedir. Kişiye, çevreye ve topluma olumsuz etkileri olan hatta zarar veren davranışlar ortaya çıkmaktadır.

Bağımlılığın çok çeşitli nedenleri olabilmektedir. Psikolojik faktörler, kişinin yetiştirilme tarzı, çocuklukta maruz kaldığı travmatik olaylar, biyolojik faktörler, kişisel özellikler içinde bulunduğu sosyal çevre ve kültür bunlardan birkaçıdır. Bununla birlikte çevresinde bağımlılık yapıcı madde kullanan bireylerin olması ve küçük yaşta bunlarla tanışması da nedenlerinden biridir.

Literatüre bakıldığında, bağımlılık, bir maddenin belli bir etkiyi elde etmek için alınması, bu süreçte ortaya çıkan bedensel, ruhsal ya da sosyal sorunlara rağmen, maddenin alınmaya devam edilmesi, aynı etkiyi elde etmek için madde miktarının arttırılması olarak tanımlanmaktadır.

Tarhan ve Nurmedov’a göre; bağımlılık, beyindeki yapı ve işlevleri bozan kronik bir hastalıktır (Tarhan; Nurmedov2011).

Alkol bağımlılığının tedavisinde esas olan kişinin istekli olmasıdır. Bağımlılığın bir hastalık olduğunu bilmek ve bu şekilde yaklaşmak gerekmektedir. Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Dolayısıyla ailede de değişikliklerin olması gerekmektedir. Tedavi bittikten sonra aileler destekleyici olmakla birlikte bunun tekrarlayan kronik bir hastalık olduğunu unutmamalıdırlar. Tedavi süreci bittikten sonra kaymalar yaşanabilmektedir. Bu durumda tekrar tedavi sürecine girmek gerekmektedir. Bağımlı bireyin sosyal çevresinin değişmesinde ailede destek olmalıdır.

KAYNAKÇA

Tarhan, N. ve Nurmedow, S., Bağımlılık: Sanal veya Gerçek, İstanbul, Timaş Yayıncılık, 2011.

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



324 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
TREATMENT MOTIVATION - 03/12/2021
Being motivated means taking action to do something. Motivation is recognized as a key factor in psychological treatments.
 Devamı