Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam52
Toplam Ziyaret1140595
Üyelik Girişi
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.634316.7010
Euro17.593417.6639
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ
18/02/2022

 

İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir. Bu durum süreklilik haline geldiğinde görev haline de gelmektedir. Kişi bu görevi yapmadığında problemler üstüne yığılmaktadır. Kişi tekrar tekrar gidip bu ilişkileri seçiyor olabilir ya da kişi kendisinden beklenmeyen şekilde karşısındaki insana aşırı fedakârlık, kurtarıcı rolü üstlenme veya karşısındaki kişilerin beklentilerini karşılama şeklinde yürüttüğü bir ilişki tarzı olabilmektedir. Hayatımıza benzer insanlar giriyorsa, hep aynı şeyleri yaşıyorsak veya aynı şekilde başlıyor ve bitiyorsa; bu durumda sorunun kendisinde olduğunu kişinin kabul etmesi ve yüzleşmesi gerekmektedir. İlişkinin bireye dayattığı rollerin yanında bireyin seçtiği rollerde bulunmaktadır. Bunların yanında bildiğimiz tek rollerde bulunmaktadır. Bunlar; idare etmek, fedakârlık, kurtarıcı olmak, idare etmek vb. Bunların bir kısmı kişinin çocukluğundan itibaren bildiği en iyi yollar olarak karşısına çıkmaktadır. Eğer bir ailede bu roller öğretildiyse ve bu roller yapıldıysa, kişinin hayatında da buna benzer insanlar seçmesi muhtemeldir. Birey en iyi bu rolleri bildiği için bu rollere uygun kişileri seçmektedir. Bunun sebebi kişinin kendi rolünü ve gücünü en iyi kullanılabilecek alanı seçmesidir. Örneğin; ailesi tarafından yönetilen bir kişi kendisini yöneten birini bulmaktadır. Kişiye benzer ilişkiler her zaman daha çekici gelmektedir.

Kişi şikâyet ettiği kişilerle benzer kişileri de bulabilmektedir ve bu tesadüf olmamaktadır. Bu durum, ya savaşın yarım kalan kısmını tamamlamakla ilgili ya da bildiğimiz ve aşina olduğumuz güven verici duygunun devamıyla ilgilidir. Bu davranışların altında kaygılı bağlanma, kaybetme korkusu veya kişinin başka korkuları yatmaktadır. Kişi bunları korkuları ve kaygıları olduğu için yapmaktadır. Eğer kişi terkedilme korkusuyla büyüdüyse, ilerleyen dönemlerde de terkedilmemek için bütün ilişkinin sorumluluğunu üstlenmekte ve onların hayatında hep vazgeçilmez olmak istemektedir. Bu kişilerde vazgeçilme ve yalnız kalma korkusu vardır. Kişi terkedilirse altında yatan başka sorunlarının olduğunu düşünmektedir. Örneğin; yalnız kalmak. Bu durumda kişinin yalnız kalmakla ilgili yüklediği anlamlar ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bunlar; değersizlik, yetersizlik ve kendine yetememek vb. Bir kişi sürekli alttan alıyorsa, idare ediyorsa veya insanları memnun etmeye çalışıyorsa bu kişinin kendisi ile ilgili korkularından kaynaklanmaktadır. Aşırı kurtarıcı olan insanların en büyük sorunu değer görmediklerini ve insanların nankör olduklarını söylemeleridir. Aşırı fedakâr insanlar ise diğer insanların hem nankörlüğünden hem de sorumsuzluklarından yakınmaktadırlar.

Kişiler hayatta ne kadar sorun yaşarsa yaşasın hep bir suçlu arama peşinde olmaktadırlar. Bu durumda kişinin kendisine bakması gerekmektedir. Kişinin kendisine “Ben niye sürekli birilerini kurtarıyorum”, “Neden sürekli kurtarılmaya ihtiyaç insanları hayatıma çekiyorum” sorularını sorması gerekmektedir. Bu soruların cevaplarını da o kişilerde değil kendisinde araması gerekmektedir. Doyumsuzluk, bağımlılık, terkedilme korkusu, yalnız kalma korkusu ve ben kendine yetemeyeceğini bilme korkusu gibi süreçler, kişinin aşırı itaatkâr, boyun eğici ve fedakar olmasına neden olmaktadır. Bu kavramlar kişinin kaygılarından beslenmektedir. Kişi bir ilişkide bir şeyi fazla yapıyorsa, bu başka bir yerdeki azlıktan kaynaklanan bir şey olmaktadır. Örneğin; kişinin özgüveni az ise fedakarlığı ve kurtarıcılığı çok olmamaktadır. Kişinin kendisine mutluluk ile ilgili verdiği çaba az ise başkalarına verdiği çaba daha çok olmaktadır. Bir ilişkide ne kadar fazlalık var ise onun nereden geldiğini görmek gerekmektedir.

Birey kendini mutlu etmeye başlarsa, toksik kişilerden ve ilişkilerden de uzaklaşmaya başlamaktadır. Kişi kendini mutlu etmeye ve değer vermeye başladığında sürekli alıcı, talepkar olan ve yakınan insanlardan uzaklaşmaya başlamaktadır. Aslında o kişilerin o kadar da çekici olmadığı ve kendisine yük olduğu ile yüzleşmeye başlamaktadır. Bunun içinde kişinin bir süre kendi hayatında kendisi ile yüzleşmesi gerekmektedir. Kişi kendine “Benim neye ihtiyacım var”, “Beni ne mutlu ediyor”, “Benim korkularım ve kaygılarım neler”, “Ben neden bu kadar boyun eğiyorum ve fedakârlık yapıyorum”, “Bunları yapmam benim hangi ihtiyacımı gideriyor” sorularını sormalıdır.

Korku ve kaygılarla yüzleşmek bu durumun çözümü için yararlı olmaktadır. Bunlarla yüzleştikten sonra kişi o insanlarla 2 yola girmektedir. Kişiler ya yeni kişiye saygı duymaya başlamakta ya da yeni kişiyi sevmeyerek bazı manipülasyonlarla kişiyi eski haline getirmeye çalışmakta, eski haline geri getiremediklerinde de yollarını ayırmaktadırlar. Bu iki durumda sağlıklı olan durumlardır. Gelişim değiştikçe, o eski kişiden gelen uzantılarda ya değişmek ya da geçmişte kalmak zorunda kalmaktadır. Bu yüzleşme yapılmadığı sürece kişinin hayatında kalıcı sorunlar hiçbir zaman kaybolmamaktadır.

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com



66 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR İLİŞKİDE SÜREKLİ KENDİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRMAK İSTEYEN BİRİYLE NASIL BAŞ EDİLEBİLİR? - 09/06/2022
İletişimde ve ilişkilerde en büyük problemlerden biri de bir tarafın sürekli kendini haklı görmesi ve sürekli her istediğini yaptırmaya çalışmasıdır.
İLİŞKİLERDE KURTARICI ROLE SAHİP OLMAK - 30/05/2022
Kurtarıcı olmak senin kendi sorumluluğunda olmamasına rağmen karşıdakinin her şeyiyle ilgili kendini sorumlu hissetmen yada onun sana bunu yüklemesidir.
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
 Devamı