Ekrem Çulfa Website Konuşmacı Tv Konuk Medya Yazar Aile Evlilik Çift Danışmanı Yaşam Koçu Öğrenci Koçu Tavsiye Öneri Teşekkür Şikayet Teklif Adres Telefon Kroki Seda T. İstanbul Esenler Fotoğrafçı – Armut.com
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/EkremCulfa
  • https://www.twitter.com/drekremculfa

Ekrem Çulfa Aile Evlilik Çift Danışmanı                  Tel: 0533 373 81 23  E-Posta:ekremculfa@gmail.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret1138355
Üyelik Girişi
Köşe Yazıları
Ekrem Çulfa Instagram
Ekrem Çulfa Twitter
Site Haritası
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.356616.4221
Euro17.497917.5680
Hava Durumu
Saat
Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra Kara 05557493919
busra.kara@icloud.com
EVLİLİKTE PROBLEM ÇÖZME
21/06/2021

 

Bireylerin yaşadığı problemleri ortaya çıkaranın olay ya da durum değil, bunlara ilişkin algılarıyla ilgili de olabilmektedir. Bireylerin problem algıları çocukluktan bu yana getirilen birtakım şemalar ve bunlara eşlik eden olumsuz otomatik düşünceler tarafından belirlenmektedir. Kişilerin kendisi, dünyası ve geleceğinin olumsuz ve hatalı olarak algılanması birçok soruna yataklık etmektedir.

Problem çözme, iç ya da dış istekler ya da çağrılara uyum sağlamak amacıyla davranışsal tepkiler vermek gibi bilişler ve duyguların tek hedefe yöneltmek şeklinde ifade edilmektedir. Evlilikte problem çözme becerisi, eşlerin sorunlarıyla baş edebilme gücü ve bu sırada sergilemiş oldukları davranışlardır. Problem çözme, önceden kazanılan bilgilerin yeni ve bilinmeyen durumlar için uygulaması; problemi fark etmek, tanımlamak, geçici birtakım çözümler (varsayımlar) üretmek ve bu çözümlerin doğruluğunu sınamak gibi süreçlerin tamamı şeklinde tanımlanmaktadır.

Sorunları kişisel ve sosyal hayatı geliştirmeye ilişkin çabaların itici gücü olarak görmek ve önemli olanın herhangi bir problemin olmaması için çalışmak veya problemden kaçmak değil, aksine problemlerin üstesinden gelebilmektir. Bir başka değişle problem çözme; olan ile olması gerekenin algılanması ile ortaya çıkan engel ya da gerginliğin ortadan kaldırılması şeklinde ifade edilebilmektedir.

Çalışan kadının çalışmayan kadınlara göre, bebek bakımı ve evin idaresinde daha çok sorun yaşamakta oldukları ve bu sorunların da evlilik doyumunda düşüşe neden olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra çalışan kadının evlilik yaşantısında yaşadığı rol çatışmasının iş yaşamında da üretkenliğini ve refah düzeyini olumsuz yönde etkilediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, kadınların çalışmasının, ev işlerinin yanı sıra sorumluluklarından kurtulmasını sağladığından evlilik doyumlarının arttığı görülmektedir.

Yetkin problem çözme becerisine sahip olan bireylerin değişik sosyal koşullar karşısında esnek, uyumlu, stresle etkin mücadele edebilen, kişisel hedeflerine ulaşmak ve gereksinimlerini karşılayabilmeye yönelik uygun metotları geliştirebilme becerisine sahip kişiler olduğu belirtilmektedir. Bunun aksine yetkin problem çözme becerisine sahip olmayanların ise, sorunları ve çevreleriyle mücadele ederken etkili tepkiler geliştiremeyen kişiler oldukları belirtilmektedir.

Evliliğin, kimi zaman duygusal rahatsızlıklara, gerilim ve çatışmalara da yol açtığı bilinmektedir. İşte tam da bu noktada sorunlar, gerilim ve çatışmalara karşı uyum için eşlerin problem çözme becerilerinin devreye girmesi gerekmektedir.

1980’li yıllarda yürütülen araştırmalar yüksek stresler yaşamanın, hayatında önemli problemlerle karşılaşmakta olan herkesin olumsuz etkilenmediğini ve etkilenme oranlarının kişiden kişiye değişmekte olduğunu göstermektedir. Söz konusu değişimim en önemli nedeninin kişilerin sahip oldukları problem çözme becerileriyle ilgili olduğu düşünülmektedir.

Evlilikte algılanan problem çözebilme becerilerinin evlilik doyumunun yordayıcısı olduğunu, evlilikte karşılaşılan sorunların doğru problem çözüm stratejileriyle çözülmesinin ilişkiye yönelik yapıcı ve olumlu sonuçlara yol açacağı bilinmektedir. Bazı araştırmacılar çatışmanın eşler için gayet doğal bir olay olarak nitelemektedir. Evlilik ilişkilerinde çatışmalar, genellikle her evlilik ilişkisinde ortaya çıkabilen doğal ve kaçınılmaz bir olgu olarak ifade edilmektedir.

Problem çözme becerisinin, birey ve grubun yaşamakta olduğu çevreye etkili uyumuna yardım etmekte; bu sebeple bireylerin yaşamakta olduğu çevreye etkili uyum sağlamak için problem çözme becerilerine sahip olmak durumunda olabilmektedir. Karşılaşılan problemler için doğru yanıtlar ya da kesin çözümlerin olabileceğini; doğru stratejilerin kullanılmasıyla doğru çözümlere ulaşmanın mümkün olduğu belirtilmektedir. Ancak, birtakım problemlerin tek ve kesin çözümlerinin ve doğru cevabının olmadığını; böyle problemlerde çözümün, disiplinler arası bilgi ve farklı açılarıyla etraflıca düşünmeyi gerektirdiği bilinmektedir.

Uyum problemi yaşayan eşlerin arasında depresyonun, kadın ve erkek eşlerde, problem çözme becerilerinin zayıf olmasına ilişkin; bununla birlikte, problem çözme esnasında sergilenen olumsuz davranışların da evlilik doyumuyla alakadar olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca eşlerin problem çözme becerisinin zayıf olmasının, evlilik sürecinde beliren stresin bir kaynağı olduğu belirtilmektedir.

Eşler problemlerini çözerken önlerine bazı engeller çıkabilmektedir. Problem çözmenin önündeki bu engeller; sorunun çözümüne odaklanamama, kısır yargılamalar, alışkanlık transfer edilmesi, probleme kısır çözüm yöntemlerle yaklaşma, disiplinli çözüm çabalarından yoksunluk, dil becerilerinin zayıf olması, farklılıkları algılamakta kısırlık ve katılıkların şeklinde ifade edilebilmektedir.

Eşlerin evlilik ilişkilerinde problemlerin yoğunlaşmasına nispeten etkili problem çözme becerilerinin üretilmemesi durumunda evlilik ilişkisi bozulup, evlilik doyumu azalmakta ve boşanma durumu yaşanabilmektedir. Problem çözebilme becerisi; hayatın her aşamasında, her anında sorunlarla karşılaşılabileceği düşünüldüğünde bireylerin sağlıklı, uyumlu, sürdürülebilir ve kaliteli bir yaşamın devamı için önem arz etmektedir. Evlilik hayatında da problem çözme sağlıklı ve uyumlu bir birliktelik için zorunluluktur. Sürekli değişen hayat şartları değişen problem alanlarını da beraberinde getirmektedir. Bu durum problemi su yüzeyine çıkarmakta ve yeni bir uyum için çözümü dayamaktadır. Aslında problem bir tür yeni bir uyum şeklidir.

İnsan psikolojisinde temel belirleyici bilişsel süreçler olduğundan, insan psikolojisi incelenirken bilişsel ve kişiler arası süreçlerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bundan hareketle evlilik ya da günlük hayatta karşılaşılan çatışmaların temelindeki temel etken bilişsel süreçlerdir. Bunun yanı sıra kişilerarası ilişkilerdeki esneklik, insanlara tahammül edebilme ve tolerans gösterebilme becerisinin yine bilişsel yapıyla birlikte daha fazla araştırmaya konu olmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

İnsanın düşünceler, duygular ve davranışlarının etkileşim süreci içinde olduğu bilinmektedir. Duygular da bir takım normal dışı davranışları etkilemektedir. Öfke duygusunun, benlik bütünlüğüne ciddi bir zarar vermeksizin, öteki duygulara nispeten daha kolay ifade edilmesi, karşı tarafın da kendi benliğinin korunması ve savunulmasına yönelmektedir. Bu nedenle öfke duygusu, kişiler arası ilişkilerde sorunlara, boşanmaya, iş yaşamında üretkenlik ve işlevselliğin bozulmasına, fizik ve ruh sağlığında önemli problemlere yol açabilmektedir. Bundan hareketle hatalı ve çarpık bilişsel düşüncelerin bireyin kendi ruhsal yapısını olumsuz etkilemekle kalmayıp davranışa döküldüğü zaman diğer insanları da savunmaya iterek olumsuz etkileyebildiği; aslında çatışmalara davetiye çıkardığı, evlilik hayatının yanı sıra kişilerarası ilişkileri, meslek hayatını ve üretkenliği olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle bireylerin sağlıklı ve uyumlu bir evlilik ve sosyal uyumu açısından problemlere yol açan düşünce, duygu ve davranışların dikkatle irdelenmesi ve problem çözme becerilerinin kazandırılması gerekmektedir.

Evlilikte yaşanan çatışma ya da problemlerin kaynağında çiftlerin iletişim ve problem çözme becerilerinin yetersiz olduğu görülmektedir.

 

KAYNAKÇA

Aslan, E. (2002). Yaratıcı problem çözme. E. Aslan, (Ed.), Örgütte kişisel gelişim (1. baskı). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım

Christian, J.L., OLeary K. L. ve Vivian, D. (1994). Depressive symtomology in marital discordant women and men: The role of individiul and relationship variables. Journal Of Family Psychology. 8. 32-42.

Hepner, P., Withy, T.E., Dixson, W.E., Suzuki, L.A., Ahluvalia, M.K., O’Neil, J.M., Lucas, M.S., Lopez, S.J., Janowsky, K.M. ve Helms, J.E. (2004). Problem solving and human adjustment. The Counseling Psychologist. 32, 341-484.

Hepner, P. ve Krauskoph, K. (1987). An information proces singapprorachto personel problem solving. The Counselling Psychologist. 15. 34-7.

Kielcolt, K. J. (2003). Satisfaction with work and family life: noevidence of a cultural reversal. Journal of Marriageand Family. 65.23-35.

Maasenvanden B. ve H, Groot, W. (1994). Laborsupply and the welf are costs of marital conflict. Journal of Economic Psychology. 15.467-486.

Onur, B. (2000). Gelişim Psikolojisi. (5.Baskı). Ankara: İmge Kitabevi.

 

Uzman Klinik Psikolog Hatice Büşra KARA

busra.kara@icloud.com

 

 



184 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ ÇOCUKLARA CİNSEL EĞİTİM - 25/04/2022
Çocukların kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmek gerekir.
SUÇLULUK DUYGUSU - 07/04/2022
Eğer ortada bir hata varsa, suç işlendiyse veya haksızlık yapıldıysa o zaman yaşanan suçluluk duygusu çok insani ve olması gereken bir duygudur. Suçluluk duygusu olaya bağlı olarak yeri ve zamanında yaşandığında zararlı bir duygu olmamaktadır.
HAYIR DİYEMEMEK NASIL İLETİŞİM VE İLİŞKİ SORUNLARI YARATIR? - 25/03/2022
Bir insan karşısındaki kişiye hayır diyemiyorsa öncelikle neden hayır diyemediğini bulması gerekmektedir. Bu durumda ya bir beklenti vardır ya da o kişiyle ilgili korkup kaygılanılan bir şey vardır.
İNSANLARIN BİRBİRİNE BENZEYEN VE İSTENMEYEN KİŞİLERİ DÖNGÜ OLARAK HAYATINA ÇEKMESİNİN NEDENLERİ - 18/02/2022
İlişkilerde her zaman bir denge olmalı, bazen biri idare ederken bazen de diğeri idare etmelidir. Bir ilişkide sürekli aynı kişi alttan alıyorsa veya idare ediyorsa orada bir sorun var demektir.
İLİŞKİDE DEĞERSİZ HİSSETMEYE NEDEN OLAN DAVRANIŞLAR - 11/02/2022
Değersizlik duygusunu her insan hissedebilmektedir. Bunun cinsiyet, yaş, sosyoekonomik durum vs. gibi etkenleri bulunmamaktadır.
BİLİŞSEL ÇARPITMALAR - 21/01/2022
Bilişsel çarpıtmalar, bireyin duygularını ve bununla bağlantılı fizyolojik ve davranışsal tepkilerini etkileyen, herhangi bir durum değil, o duruma ilişkin kişinin yaptığı yorumlardır.
EKONOMİK KRİZ VE İNSANLARA ETKİLERİ - 16/01/2022
Ekonomide yaşanan krizlerin toplumlar üzerindeki temel sosyoekonomik etkileri gelirin azalması, işsizlik ve bunların sonucu olarak yaşam standartlarının olumsuz yönde değişmesi,sosyal sınıflar arasındaki gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun artmasıdır
ADDICTION - 12/12/2021
Addiction is defined as taking a substance to achieve a certain effect, continuing to take the substance despite the physical, mental or social problems that arise in this process, and increasing the amount of the substance to achieve the same effect
TREATMENT MOTIVATION - 03/12/2021
Being motivated means taking action to do something. Motivation is recognized as a key factor in psychological treatments.
 Devamı